ASLINDA HER KİTAP FARKLI BİR DİYARA YOLCULUKTUR...

7 Haziran 2017 Çarşamba

Animasyon Tanıtım// The Boss Baby


Vizyon Tarihi: 31 Mart 2017
Yapımı : 2017 - ABD
Tür : Animasyon ,  Komedi
Süre: 97 Dak.
Yönetmen : Tom McGrath
Seslendirenler : Steve Buscemi ,  Alec Baldwin ,  Lisa Kudrow ,  Jimmy Kimmel ,  Miles Christopher Bakshi
Senaryo : Michael McCullers
Yapımcı : Denise Nolan Cascino


ANİMASYON ÖZETİ:
7 yaşındaki Tim Templeton, anne ve babasıyla birlikte çok mutlu bir hayat sürerken güzel günlerin sonu, bir erkek kardeşinin olduğunu öğrenmesiyle gelir. Ancak kardeşi hiç de diğer bebekler gibi değildir, büyük insanlar gibi konuşan, takım elbise giyip bond çanta taşıyan bu bebeğin amacı, Puppy Şirketi'nin başkanının kurduğu komployu boşa çıkarmak, dünyadaki sevgi dengesinin bozulmasını önlemektir. Tim, bebeğin bir an önce gidebilmesi için işbirliği yapmaya karar verir.
Patron Bebek : Fotograf

Merhaba uzun zamandır yoktum buralarda. Birkaç gün önce izlediğim harika animasyonu sizlerle paylaşmak istedim. Animasyon pek fazla izlemem ama o gün bu animasyondan küçük bir kesit gördüm ve izlemek istedim. Kardeşimle izledik ve harikaydı bence :)


Çok güzel bir temayı işlemişler. "Herkese yetecek kadar sevgi vardır. "


Patron gibi giyinen, büyük adam gibi konuşan, oyun oynamak değil de iş yapmayı seven bir bebek düşünün :) Güzel düşündünüz mü? Çok garip değil mi? Bunu fark eden anne baba değil de bu bebeğin abisi 7 yaşındaki Tom :) Bebek eve geldiğinden beri onu sevmeyen ve bu özellikleri fark edince iyice ona gıcık olan Tom zamanla ona ısınıp sevecek mi? Bebekler neden patronluk taslıyor? Bu bebeklerin amacı ne? ve daha fazlası bu animasyonda ;)) 

Bebeğin Tim e son kısımda olan sözleri harikaydı. Çok samimi, sevimli bir animasyondu yaa herkes izlemeli. Özellikle kardeşi olacak küçük çocuklara izletilmeli :))

Çoğunlukla gülümseyerek izledim. Hatta hiç beklemezdim bunu ama sonunda çok duygulanıp biraz Ağlamış olabilirim. Yani sonuçta bir animasyon denilip geçilmemeli. Çok güzel duygular hissettirdi bana ;)


Farklı ama güzel bir konusu vardı , Tim hayal gücü çok geniş olan bir çocuktu. Onun hayallerini ve oyuncaklarla kendine kurduğu o dünyayı izlemek çok güzeldi. Bebek ve Tim in yaşadığı maceralar, birbirlerinden hiç hoşlanmazken sonradan birbirlerine muhtaç olmalarıyla beraber sevmeye başlamaları harikaydı ;))


Kardeşlik duygusunu, kıskançlığı, anne babanın yeni doğan bebeğe olan ilgisini güzel aktarmışlar.


Büyük adam gibi konuşan, patron gibi giyinen bir bebeğin ve tüm ilgi üzerinde olan çocukluğunu yaşayan hayal gücü geniş ama sonradan bir kardeş gelmesi üzerine o ilginin alakanın azalmasıyla üzülen bir çocuğun hikayesi bu. Gerçekten çok seveceksiniz ;))

Bebek gerçekten bebek olduğu zamanlarda çok sevimliydi. Tom da onu o durumdayken yalnız bırakmayıp kucağında taşıyordu ve bu bence çok güzeldi. Beraber bisiklete binip bakıcı (?) dan kaçmaları en eğlenceli kısımlardı. Birbirlerine yardım etmeleri falan inanılmaz hoştu. Son kısımda ikisi de istediği şeyi elde etmişken yine de içlerinde eksiklik duygusu olması ve birbirlerini özlemeleri ve yaptıkları o şey çok duygusaldı :) 

Ya izlemeniz lazım anlatamam çok tatlı bir animasyondu :) Aslında çocuklardan çok yetişkinlere hitap ediyordu. Yani konusu basit değil çok zekice kurgulanmış. 

İnşallah bir daha ki postta görüşürüz. Sınav bitince kitap yorumuna devam edeceğim. Sınavla alakalı da bir yazı yazarım. Büyük ihtimal mezuna kalacağım. Çünkü istediğim yer çok yüksek ve ben bu sene yeterince emek verdiğimi düşünmüyorum. Ama bu sefer gündüz ders akşam kitap okuma olarak devam edeceğim. Kitaplardan ayrı kalınca moralim bozuluyor :)

*Bende izleme isteği uyandıran o tatlı video:

*Son olarak fragman adresi vereceğim bir bakın:


-Amaril-



12 Mayıs 2017 Cuma

HAYVAN SEVGİSİ VE İNSANLIK NAMINA BİR KAÇ SÖZ...


Bugün çok kötü bir şey oldu. Sözde iyi niyetli bir yaklaşımla bir hayvanın hayatını kararttilar...

Kütüphaneye ders çalışmaya gittik arkadaşımla. Ben oraya hiç gitmediydim daha önce. Baya guzeldi ferahtı. Hatta içerde iki kedi vardı bir anne bir de yavrusu. Kedilerden pek hoşlanmam.  Ama o ortam ve kediler özleşmişti sanki. Bu çok hoşuma gitti. Ne  güzel dedim içimden hayvansever insanlar demek ki. Sonra bizim ayrilmamiza yakın çok kötü bir şey oldu. Ben arkadaşımla dışarda konuşurken olmuş bu ben fark etmemistim. Sonra içeri girerken anne kediyi fark ettim. Çok Üzgündu sanki, her yere gidip mirildaniyordu. Sanki ağlar gibiydi sanki duyun sesimi der gibiydi...

Diğer arkadaşıma sordum ne oldu diye çünkü o da ağlar gibiydi biraz. Kedinin yavrusunu götürdüler dedi. Algilayamadim önce, geri getirirler demi dedim Hayır dedi. Bi tane genç kız almış götürmüş. Öylece annesinden ayırmış. İnanamadım. Kütüphane görevlileri de izin vermiş buna. Çok sinirlendim, üzüldüm. O kedi bir anne sonuçta her yerde yavrusunu arıyordu. Yaşlı olan Kütüphaneciye gittim söyledim. Nasıl böyle bir şey yaparsınız onu yavrusundan nasıl ayırdınız?? Adam bana bu yaptıkları iğrenç şeyi savunuyor bir de. Biz onlara bakamayiz , bir gün sokakta araba altında kalır diye. Şaka gibi ya. Kendilerini iyilik yaptı sanıyorlar. Daha sonra bi sürü şey söyledim. Bagiracaktim ama sakın kalmaya çalıştım insanlar ders çalışıyor diye. Sonra durmadım daha fazla arkadaşım da gitmişti zaten. Sonra başka bir kadın geldi konuşalım dedi. Öğrendim ki diğer 2 yavrusunu da birilerine vermişler. Sanki bir eşya gibi. Adam da kendini haklı çıkarmak için napalım kız çok ısrar etti diyor. Gelde sinirlenme!
O hayvanların ağzı var dili yok diye, kendilerini savunamazlar diye bunu yapmaya hakları yok!!
Genç bi kız almış ya, sen kim oluyorsun daha kenine bile bakamiyorsun daha annesinden  süt içen bir kediyi sırf beğendin diye nasıl sahiplenirsin? Bu nasıl hayvanseverlik?  Bu vicdansizlik be!

İnanamıyorum insanlar ne kadar aç gözlü ? nasıl bu hale geldik? Her beğendiğin sevdiğin şeyi sahiplenmek  zorunda misin? Kütüphaneye geldiğinde zaman seversin yani. Eğer ki o kız bu yazımi okursa gidip yavruyu annesine kavustursun. Ya kütüphanede bıraksın ya da hem anneye hem yavruya baksın ! Gerçekten çok sinirlendim. O kedinin Mahsun bakışları çok içime dokundu. İnsanlar çok duyarsız. O kadar bencillesmisler ki inisan olduklarını bile unutmuslar. Seninde yavrunu zorla elinden alsalar ne hissederdin? Hayvanların da insanlarında kendi yavrusu kiymetlidir. Bir gün bunu anlarsak her şey iyi olacak. Doğanın ve hayvanların değerini bilmemiz lazım. Onları korumamız lazım. Onlara sahip çıkacaksak  sevdiklerinden ayırmadan çıkalım.

Sevmek bu mudur ya? İnsanlar bunu sadece hayvanlara değil insanlara da yapıyorlar. Zorla sahip olmaya çalışıyorlar. Uzaktan sevmek en güzeli değil midir? Bakmaya bile Kıyamamaktir sevmek. Sevdiğiniz bir şeye/kişiye  sahip olmaya değil onu anlamaya çalışın. Neyse konuyu dağıtmadan devam edeyim.

Anlamıyorum o hayvanların bedelini vebalini nasıl ödeyecekler? Bu dünyada olmasa da o konusamayan hayvanlar o zarar verdiğimiz güzelim Doğa ahirette konusacaklar!

Lütfen bu şekilde davranmayın. Bir sürü sahipsiz kimsesiz hayvan var barınaklarda onları alın çok istiyorsaniz.

İnsanlar çok değişti gerçekten. Önceden daha samimiydik birbirimize Güvenirdik ağaçlara çiçeklere kuşlara kedi ve Köpeklere çok değer verirdik. Şimdiyse bir hevesle hayvanlar alınıp sonra sokağa atılıyor. Boyle yapan Tanidiklarinizi uyarın onlari biraz olsun gerçek hayvan sevgisine ve insanlığa davet ediyorum...

-Amaril-

25 Mart 2017 Cumartesi

Yorum Atölyesi'nden Sümeyye Kip ile Keyifli Bir Röportaj :)



Merhaba sevgili kitap kurtları :) Bugün bloğuma sevgili Sümeyye KİP ile yaptığım güzel röportajı ekliyorum. Ygs den önce bu etkinlik başlamıştı ama ben yoğunluğum yüzünden fırsat bulamamıştım ve Sümeyye abla da bana nezaket gösterdi. Abla diyorum inşallah kendini yaşlı hissetmez ;) zira ben sevgi ve saygıdan dolayı böyle demek istedim. Kendisiyle yeni tanıştık yani sadece yazıştık ama ben onu çok sevdim :)

Bu güzel etkinlik için ANNESİ'nin PRENSES'i  ne çok teşekkür ederim :)

Ayrıca SÜMEYYE KİP 'e de çok teşekkürler bu harika cevaplarından dolayı :) İnşallah sizlerde cevaplarını okuyunca benim kadar keyif alırsınız… Şimdi sizi Sümeyye abla ile baş başa bırakıyorum :)


1)   Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı ? Etkilendiğiniz birileri var mı ?

Kitap okuma serüvenim okuma yazma öğrenmekle başladı desem abartmış olmam gibime geliyor.. Okuma yazma öğrenir öğrenmez tüm çocuk kitaplarına saldırmıştım. Peter panlar, küçük prensler, Ayşegül ne yapıyor serileri daha neler neler. Büyüdükçe ortaokulda biraz daha yükseklere diktim gözümü klasikleri okumaya başladım. Fareler ve insanlar gibi çok ağır olmayan klasiklerle devam ettim ve en büyük patlamayı, kitap aşkının doruklarını lise zamanım da yaşadım. O zaman bir yandan hocaların önerdiklerini okumaya çalışıyor bir yandan kendi mütevazi listemdeki kitaplara dadanıyordum ama açlığım bir türlü bitmiyor bitmiyor ve bitmiyordu. :D Neyse ki şimdilerde o aşk asla sönmedi ve yine elimden geldiğince çok okumaya çabalıyorum. Hatta eskiden harçlıklarım az kütüphanelere gitme imkanım kısıtlı olduğu için bu kadar kitap elde etme lüksüm yoktu şimdi sürekli kitap alabiliyorum ya da soluğu kütüphanede alıyorum. Bu süreçte çevremde benim gibi olan yegane kişi ise benim gibi kitap kurdu olan bir ruh ikizine yani bir yeğene sahip olmak. Birbirimize sürekli kitaplar öneriyor, şundan uzak dur bunu oku diyerek birbirimize destek oluyorduk. Oda benim bu kitap yolculuğumda en büyük yol arkadaşım diyebiliriz. :)

2) Okuduğunuz kitaplar size neler katıyor? Ne için kitap okuyorsunuz? 3) Blog açma sebebiniz nedir ve neden ortak seçtiniz :) ?

Okuduğum kitapların bana kattıkları anlatmakla bitmez ama bir yerden başlayım madem. Bir kere çok klişe olacak ama cidden esaslı bir arkadaş gibiler. Ne zaman içim sıkılsa ilk koştuğum onlar, beni güldüren, düşündüren, geliştiren, ağlatan belki de bir arkadaşın bile yapamayacağı çoğu şeyi yapan onlar. Onların içimde tatlı telaşlara sebep olmasını seviyorum. Acaba bu bitince neyi okusam diye kararsız kalışlarımı, kitap sayfaları çevirirken ya da yeni bir kitaba başlarken ki heyecanımı seviyorum. Yeni kitap aldığımda içimde oluşan coşkuyu, bir kitabı daha bitirdiğimde içimde oluşan huzuru seviyorum. Anlatmakla biter mi bilemem ama aşk bu resmen ve bu türden şeyleri herhangi bir insanoğluna karşı hissedebileceğimi zannetmiyorum. Eğer hissetsem onunla zorla evlenirdim zaten :D kitap okumak hem eğlendirici hem kültürel olarak geliştirici hem de insanı bambaşka diyarlara sürükleyen bir eylem. Kitap okuyan ile okumayanı konuşmasından tut hayata bakış açısına kadar ayırt edebilirsiniz. Çünkü insanın ruhuna değen bir eylemdir. Kitaplar söz konusu ise sözlerim sonsuza dek sürebilir. Susayım en iyisi. Yaşasın kitap krallığım diyerek sıradaki soruya geçiyorum :)



    3)   Blog açma sebebiniz nedir ve neden ortak seçtiniz :) ?

Blog açmayı lisede düşünürdüm zaten. Bir ara okuduğum bir kitapta bir kızın kitap blogu vardı ve ona sürekli bir şeyler yazıyordu. O an içimdeki aşk had safhaya çıktı. Daha sık düşünür oldum bu fikri en yakın arkadaşım, kardeşim diyebileceğim ruh ikizim yeğenim esmaya açtığımda oda şaşırdı çünkü onunda aklında uzun zamandır böyle bir fikir varmış. Birlikte ortak bir blog açmayı kara kara düşünmeye başladık. Ama şöyle bir oyunbozanlık yapmak durumunda kaldım. O yıl Üniversiteyi yeni kazandığım ve il dışına gideceğim için blog işleri ile sık uğraşamayacağımı, çok sık yorum yazamayacağımı bildirerek esmayı bu yolda yalnız bırakmak durumunda kaldım. Birkaç ay sonra her şey düzene oturup boş vakitlerim arttığında Esma blogun artık benim gelişime hazır olduğunu ilan etti ve bende bloga dahil oluverdim. Yani biraz sen önden git ben geliyorum gibisinden bir durum olmuş oldu. Blog açma amacım da hem tüm kitaplara ilişkin görüşlerimin bir arada bulunduğu bir albüm gibi olsun, az kişi de okusa fikirlerimiz insanlara ulaşsın ve insanlara güzel kitaplar önerebilelim ve her şeyden önemlisi gereksiz hobiler yerine kitaplarla ilgili bir blog yazarak o kitabı daha iyi değerlendirebilme fırsatı sunması ve daha nice güzel sebep. Öyle başladı benim serüvenim işte :)

Biraz uzun oldu bunun için üzgünüm yine ayarı kaçırmışım. Bu güzel soruları için Farklı Diyarlara ve böyle güzel bir etkinliğin lideri olduğu için Annesi'nin Prensesi'ne sevgilerimi ve teşekkürlerimi sunarım. 😊 J

11 Şubat 2017 Cumartesi

MİMİMSİTRAK ŞEYLER (Reklamlardaki gibi olmayan şeyler)


 Herkese merhaba :) Uzun zamandır buralarda yoktum. Mim var yine ve ANNESİ'nin PRENSES'i beni de davet etmiş. Gerçekten çok teşekkür ederim. Bu mimler de olmasa hiç ugrayamayacagim galiba. Tam terslik bilgisayarın faresi bozuldu. Telefondan yazıyorum. Hatalar olabilir kusura bakmayın ;)  Bu arada bu mimi de Bir Masal Gibi başlatmış. Benim için farklı bir deneyim oldu ona da teşekkür ederim.

Gelelim mimin konusuna: Reklamlardaki gibi olmayan şeyler... Reklamlar bildiginiz uzere musteri kazanmak icin daha cok para için yapilan seyler. Genelde yalan oluyor gosterilenler. Ama insan işte almadan duramıyor. Çok  fazla tv izlemem. Ama bazen denk gelen reklamlar oluyor elbet. Bazıları saçma geliyor bazılarına da gülüyorum baya. Şimdi hoşuma giden birkaç reklam linki vereceğim. Bence bakın. Hem gerçek hayatı yansıtmayan hem de çok farklı bir konuya sahip reklamlar.

İlki bir kahve reklamı. Bunu arkadaşım önerdi. Ben tv izlemiyorum diye ona sordum. Aklına ilk gelen buydu. Bencede komik bir reklam. Ayrıca kedinin Sondaki Zıplayışı acayip komik. Adamın kahve İçmesi ve kendine gelen özgüven sonunda kediden kendince aldığı intikam 😄 Hayır yani sanki insan onunla ugrasacak gerçekte. Hem de çöpün içine girerek 😂😂 ama reklam işte ve bence iyi olmuş akşam akşam güldüm baya ;))

Cafe Crown Kedi Reklamı - Daha çok sen

Diğeri de gençlerin mutlaka bileceği Ruhi Çenet 'in oynadığı reklmiam :

 Eti Canga Ruhi Çenet'le bu sorunun peşinde : Her yer Her yerde!

Şimdi de az önce rast geldiğim geçen sene 23 Nisan da çıkan bir reklam. Tatlı Domatesler. Acayip hoşuma gitti ;))

Tat - Tatlı Domatesler

Şimdi de Eti puf  reklamı. Yazık çocuklar izleyince gerçekten böyle oluyor sanırlar belki de :))

Eti Puf - Yerler seni

Yine eti reklamı :

Mısırcı Balık

Evet biraz da duygulanın özellikle anneler:

Pınar Süt reklamı

Araştırınca çok değişik reklamlar çıktı. Hepsini eklemek istedim. Hepsine göz atın bence. Tekrardan  ANNESİ'nin PRENSES'i ne çok teşekkür ederim. Yaparken baya eğlendim. Uzun zamandır böyle komik şeylere bakıyordum. YGS ye 30 güncük kaldı ve hala eksiklerim var. Baya yoğunum bu ara. Yaz bi gelsin blogumla daha çok ilgilenecegim inşallah.

Kendinize iyi bakin. Zamanınızı iyi değerlendirin. Hiçbir şeyi yapmak için beklemeyin. Şimdi daha iyi anlıyorum ki zaman su gibi akıyor. Daha liseye yeni başlamıştım. Şimdi nerdeyse mezunum ve o zamanlar hiç umursamadigim sınavlara çok az kaldı. Herkese iyi geceler... Daha mutlu olacağımız bir güne uyanalim inşallah 😊☺

Not: Resim hoşuma gitti. Aslında konuyla alakası yok ama güzel işte o da yeterli bence. Başka ne koyarım bilemedim.

Not: Aksam uyku sersemligiyle mime davet etmeyi unutmuşum. İşte davet ettiklerim,
Siyah Kuğu
Kitap Tadında
Örgü Çantam
Anne Güncesi

Vaktiniz olursa yapın merak ediyorum 😊☺ Başka yaa isteyen olursa yapsın. Bilgisayarımdan yazamadım için biraz zorlandım daha çok kişiyi etiketleyemiyorum.

-Amaril-

9 Ocak 2017 Pazartesi

GEÇ KALMIŞ BİR 2017 YAZISI

İlgili resim

Merhaba :)

Tüm insanlığa iyi gelecek, hayallerin gerçekleşeceği, insanların savaşmayacağı, kavgaların kötülüklerin olmayacağı, iyiye güzele başarıya ulaşılan bir sene olmasını istiyorum 2017'nin!

Uzun zamandır yoktum. Okul dershane sınavlar derken, sonunda vakit daraldı. Yaklaşık olarak 2 ay var sınava. Bugün ÖSYM başvurumu yaptım. Çok heyecanlıyım, inşallah bu işin altından başarıyla kalkarım/z. Herkes istediği ve yapabileceği mesleği en iyi öğreneceği üniversiteye gider inşallah.

Hiçbir zaman ygs lys sınav muhabbetlerini, kayıt zamanlarını, bankaya sınav parası yatırma işlemlerini merak etmedim. Özellikle uzak durdum, sanki sıra hiç bana gelmeyecek gibi… Ama şimdi içindeyim, yaşıyoruz. Yarış atı gibiyiz. Etrafımızda en yakınımızda savaşlar ve terör var. Daha uzaklarda el altından her pisliği yapan ülkeler var. Her gün birden çok şey oluyor. Zaten psikolojim bozuk haberlere bakmıyorum ama teknoloji çağındayız elbette duyuyorum ve bu beni daha kötü yapıyor. Hayattan bezdim. 

moon wallpaper ile ilgili görsel sonucu

Geçenlerde -aralık 26 da- 18 yaşıma girdim ama hiç umduğum gibi değildi. Zaten hiç 18 olmak istemedim. Hep çocuk kalmayı bu korkunç dünyanın kölesi olmamayı istedim. Ama her şey gibi bu da geldi. Berbat bir gündü benim için. İlk defa doğum günümden nefret ettim. Çünkü sınav dönemindeyim, çünkü hayatımda hala yerine koyamadığım şeyler var, çünkü dünya savaşta, çünkü insanlar ölüyor, çünkü ben büyüdüm ve insanların ne kadar kötü olduğunu artık daha iyi anlıyorum.

Halep’te yaşananlar, Gazze, Irak, Arakan ve daha niceleri, yıllardır savaşta. Yıllardır insanlar ölüyor. Her gün yaşama savaşı veriyorlar, umut etmek sınavı veriyorlar, ve ben sıcak evimde berbat bir sınava bile hazırlanamıyorum. O kadar yoruldum ki. Her gün aynı şey. Saat 6 da kalk, okula git buz gibi soğukta. Gürültüde ders çalış, dershaneye koş, akşam 8 de 9 da eve gel. Bu işte. Aylardır böyle ve ben tükenmiş gibi hissediyorum. Elbette daha hiç bunlar yolun çok başındayım. Ama bu yıl o kadar zor ki. Dediğim gibi sadece kendi dertlerim olsa dayanabilirdim. Ama o insanlar, çocuklar…

İnşallah her şey daha iyiye gider. Terör biter. Ülkemizde huzur başlar. Artık saçma şeyler yerine en çok bilime eğitime önem veririz. Her şeye rağmen yılmak pes etmek yok. Hem Türk milleti olarak hem de 2017 sınav mağdurları olarak. Bundan sonra daha iyi olacak. Buna inanıyorum, dua ediyorum.

İlgili resim

Yaz gelse, tekrar vicdan azabı duymadan, başka bir şey düşünmeden kitap okuyabilsem, gönlümce film dizi izleyebilsem. Yemyeşil rengarenk ağaçları ve çiçekleri izlesem fotoğraflarını çeksem. İnsanların gürültüsünü çekmeden kafamı dinleyebilsem.
O kadar hırslılar ki, tamam bende de var hırs, ben de korkuyorum sınavdan başarısız olmaktan ama en çok da ailemin emeklerinin karşılığını verememekten… Ama o hırsı kötü yönde kullanmıyorum. Yine de anlayışlı olmaya çalışıyorum. Dershanedeki okuldaki insanlar o kadar garip ki. Çok az kaldı ve herkes gergin. Sürekli en ufak bir şeyde olay çıkıyor bıktım artık.

Etrafımda ailem dışında birkaç insan var mutlu eden. Bazıları da uzakta. Önceden kuzenlerimle sohbet ederdik dertleşirdik gece yarısına kadar. Şimdi hiçbirimizin vakti yok. İmkan çok ama vakit yok artık. Gittikçe uzaklaşıyoruz yakınlaşacağımız yerde.

İç dökme yazısı gibi oldu. Sonuna kadar okuduysanız tebrik ederim. Benim saçmalamalarım işte. Bi de o kadar doldum ki daha çok yazasım var ama halim yok. Sınav tüm gençliğimi mahvediyor ;) Hiç okuyan olmasa bile ben okurum ilerde, içim rahatladı biraz. Özlemişim bloğumu. Yazın daha fazla yoğunlaşacağım. Yorumlamak okumak istediğim tonla kitap var. Belki de yazın her hafta veya üç  dört günde bir yorum atarım :) Herkese iyi geceler :) Daha güzel, daha huzurlu, daha başarılı bir dünyaya uyanalım inşallah…


-AMARİL-

8 Aralık 2016 Perşembe

FİLM TANITIMI / Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?



OYUNCULAR
Eddie Redmayne rolü Newt Scamander
Katherine Waterston rolü Porpentina "Tina" Goldstein
Dan Fogler rolü Jacob Kowalski
Alison Sudol rolü Queenie Goldstein
Colin Farrell rolü Percival Graves
Carmen Ejogo rolü Başkan Seraphina Picquery
Ezra Miller rolü Credence Barebone
Samantha Morton rolü Mary Lou Barebone
Ron Perlman rolü Gnarlack
Jon Voight rolü Senatör Henry Shaw
Josh Cowdery rolü Henry Shaw Jr.
Ronan Raftery rolü Langdon Shaw
Faith Wood-Blagrove rolü Modesty Barebone
Jenn Murray rolü Chastity Barebone
Johnny Depp rolü Gellert Grindelwald
Zoë Kravitzrolü Leta Lestrange
FİLM TANITIMI:

JK Rowling'in aynı isimli fantastik ansiklopedik kitabına dayanan Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? filmi fantastik yaratıklar hakkında bir kitap yazan bir yazarın gezi notları olarak karşımıza çıkıyor. Harry Potter'ın onun kitabını okumasından 70 yıl önce kitabı yazmış olan Newt Scamander'ın New York'ta yaşadığı maceraları konu alan kitap genç kaşifin New York'un gizli cadı ve büyücü komitesiyle yaşadıklarını da içeriyor...

Yıldızlı kadrosuyla dikkat çeken yapımın yönetmenliğini David Yates üstleniyor. Genç kaşif yazar Scamander rolünü Danimarkalı kız ve Her Şeyin Teorisi filmlerindeki başarılı performansıyla hatırlanan Oscar ödüllü oyuncu Eddie Redmayne üstlenirken, filmin kadrosunda Ezra Miller, Colin Farell, Katherine Waterston, Zoë Kravitz, Ron Perlman ve Jon Voight da yer alıyor.

fantastik canavarlar film  resimleri ile ilgili görsel sonucu

FİLM YORUMU:

Vizyona girdiğinin ertesi günü yani 19 Kasım Cumartesi gittik kardeşimle. Uzun zamandır bu filmi bekliyorduk fırsat bulunca hemen gittik. Gel gör ki o zamandan beri yorumu yazmak için vaktim olmadı. Biliyorum çoğu kişi izledi. Ama bu film hakkındaki düşüncelerimi kaydetmek istiyorum. Sonuçta yıllar sonra Harry Potter dünyasında bir film geçiyor. Oradaki hiçbir karakter olmasa bile o büyülü dünyada geçmesi bile yeter :) Yani yorum ta aralık ayına kaldı. Ama takip eden varsa bilir bu aralar kendime bile zor vakit ayırıyorum. Bu filme gitmek için de dinlenme ve ders çalışma günümü ayırmıştım :) Bu aralar her sınav mağdurunun yaptığı gibi pek çok şeyden fedakarlık yapmak zorundayım. Özellikle de kitap okumada… Neyse yoruma geçiyorum.
Film 3D idi. Film boyunca hiç sıkılmadım, çok keyifliydi. 3D olduğundan efektler harikaydı ;) Gerçekten beklediğime ve gittiğime değdi :)



Konusu Newt Scammender adlı bir büyücü içinde fantastik canavarların olduğu bir bavulla New York’a geliyor. Bazı canavarlar firar ediyor ;) Ayrıca şehri tedirgin eden daha büyük ve karanlık bir güç de var.

Newt’in yolu Tina ve Jacob ile kesişiyor. Jacob muggle, Tina da Sihir Bakanlığında bir büyücü. Aslında görevi bakanlıktan habersiz gelen büyücüleri falan kontrol etmekken bir sebepten görevden alınmış. Ama yine de kendine engel olamayıp Newt’i yakalıyor ve işler kızışıyor. (umarım yanlış bilgi vermem çünkü izleyeli baya olmuş, ayrıca ara çok dikkatsizim)

fantastik canavarlar burnuk ve newt ile ilgili görsel sonucu
(BURNUK)

Konu güzeldi, oyuncular harikaydı, fantastik canavarlar efsaneydi özellikle Burnuk (altın ve metale bayılan küçük hırsız) ve Pickett (utangaç yaprakçık).
Ne zaman Burnuk’un sahnesi olsa salonca güldük. Acayip komikti. Newt’in onu yakalama çalışmaları ve yakalayınca başlarına gelenler çok güzeldi. Newt’in fantastik canavarlarla ilişkisi, onlara duyduğu yoğun sevgi anlatılamaz. Ayrıca onun şu sözleri de harika: 

"Canavarlarıma dokunmayın. Onlar zararsız. ZARARSIZ!"

“Pickett bir "kabuluk" ve biraz utangaç...Onun bağlanma sorunları var.”

(Newt ve Pickett)

Eddie Redmayne’ın oyunculuğu başarılıydı. Rolünün hakkını vermiş, ondan başkası olamazdı herhalde. Mimikleri ve tepkileri çok uygundu. Ayrıca kabanına bayıldım :) Sanki Sherlock’un kıyafetini andırıyordu, yani çok havalıydı bence. Ayrıca gizemli :)    

Tina’yı ve onun kız kardeşini de beğendim. Kız kardeşinin Jacob’a duyduğu  hisler de güzeldi. Aslında öyle bir kadın o adamı sevmezdi, yani günümüzde herkes dış görünüşe bakıyor ama gerçek hayattaki gibi olmaması güzeldi.
Newt ve Tina arasında da aşk olacak galiba ama sonraki filmde ancak ;))
Newt ve Jacob’un sorunlu başlayan ama güvenle devam eden dostluklarını izlemek ayrı bir keyifti.

Ayrıca Grindelwald (Johnny Deep) son kitapları okumadığım için filmde anlamamıştım. Biraz araştırdım. Voldemort tan önceki tehlikeli kişiymiş. Bence iyi oynadı. Kitapları okusaydım daha çok yazabilirdim hakkında.

fantastik canavarlar film  resimleri ile ilgili görsel sonucu

Filmde her şey tadında olmuş. Sonu da güzeldi. Evet belki bazılarınız klişe olmuş diyebilir ama olsun o kadar. Bu fantastik dünyaya yeniden giriyoruz yani o kadarı da mazur görülür. Acayip beğendim filmi. Eski zamanlarda geçmesi de keyifliydi. HP karakterleri yok tabi ama ben Newt ve ekibini çok sevdim. Sonraki maceraları nasıl başlayacak merak ediyorum. İnşallah yazın kitabı da okuyacağım. Harry Potter’ı da tamamlamak istiyorum. O günler bir an önce gelsin lütfen…

Filmin sınav stresi yaşadığımız dönemde çıkması iyi oldu. Kardeşimle kafa dağıttık. Zaten o hafta kardeşimin Teog u vardı. Hem o rahatlasın hem de ben biraz nefes alayım diye gittik iyi ki gitmişiz. O gün sabahtan öğlene kadar dershanedeydim. Sonra kardeşimle yemek yedik gezdik, sonra filme gittik. Çıkınca akşam olmuştu işte :)

fantastic beasts ile ilgili görsel sonucu

Bence hala gitmeyen varsa vizyondan kalkmadan gitsin. Öncelikli önerdiklerim: Dağ 2, Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?, Doctor Strange. Hala vizyondalar mı bilmiyorum. Ama gitmeyen varsa gitsin. Benim yerime Doctor Strange’e de gidin. Okul açılalı iki filme gittim, ona gidemedim o yüzden.
fantastic beasts suıtcase ile ilgili görsel sonucu

Bu sene harika filmler ve kitaplar çıktı. Ama vaktim yok maalesef. Neyse bu günler de geçecek ve üstümden büyük bir yük atarak geri döneceğim buraya. Takip edenler de arttı. O kadar mutluyum ki. Ama ilgilenemediğimden pek sevincimi gösteremiyorum. Ygs ye de az kaldı. Bana ve tüm sınava gireceklere dua edin, unutmayın bizi lütfen :)
Bir daha ne zaman yazarım bilmiyorum. Fırsat bulunca geleceğim kendinize iyi bakın. Mutlu olun !

-AMARİL-



10 Kasım 2016 Perşembe

10 KASIM 2016



Bugün 10 Kasım. Mustafa Kemal Atatürk’ün hayata veda ettiği gün.
Ben klasik sözler yazmaya gelmedim, zaten hepimiz ne hissettiğimizi biliyoruz. Atatürk’ü anlamaktan bahsedeceğim. Bana göre Atatürk’ü anlamak onun fikirlerini, devrimlerini, ideallerini anlamaktan geçer. Onun okuduğu kitapları okumaktan ve yazdığı kitapları anlamaktan geçer.

Günümüzde Atatürkçüyüm diyen çok insan var. Ama hangisi onun inkılaplarını tam anlamıyla biliyor ve o şartlar altında böyle kararları nasıl alabildiğini anlamaya çalışıyor? Atatürkçü olmak; onun resminin basılı olduğu tişörtleri giymekten veya her yerde Ben Atatürkçüyüm diye laf atmaktan ibaret değil. Önce Türk milletinin o yıllarda nasıl şartlar altında olduğunu anlamamız sonra da Atatürk’ün kısacık ömre sığdırdığı inkılaplarını anlamamız gerekiyor. 

Gözlerinizi kapatın ve düşünün: düşman her yerde, para yok, yemek yok, ordu yok, silah yok, mermi yok, sadece gencecik evlatlar kadınlar yaşlılar var. Onlar böyle zor durumdayken Atatürk sayesinde birleştiler ve vatanı savundular. Tüm şehitlerimizin ve Atatürk’ün ruhu şad olsun!

Savaş yılları bitince bitmiş bir ülkeyi iyileştirdiler. Tarıma başlandı, köy okulları açıldı, fabrikalar açıldı. Düşünün Türkiye’de 1926 yılında Kayseri Tayyare Fabrikası açıldı. Daha savaştan yeni çıkmışlardı ve yılmadan mücadele ettiler. Türk milleti ve Atatürk hep beraber inkılaplar yaptı. Öylesine tükenmiş, hiçbir şeyi olmayan bir ülke gelişmeye başladı. 15 yıla sığdı tüm bunlar…

Allah sadece vatanımız için hizmet eden, şehit olan, gazi olan herkesten razı olsun…
*******************************************************************************
“Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.”
*
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”
*
“Büyük Türk ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.”
*
“Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.”
*
“Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.”
*
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
*
“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”
*

“İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”
*
-AMARİL-
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...