26 Ağustos 2015 Çarşamba

AMATÖRLER – MARCUS SAKEY


Yazar: Marcus Sakey
Çevirmen: Seçil Ersek
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 398
Baskı Yılı: 2014
Tür: Psikolojik – Gerilim, Polisiye
KİTAP TANITIMI:

Şöyle düşünün.
Bir cinayetle suçlanıyorsunuz ve şüpheli dört kişiden birisiniz.
Önünüzdeki seçenekler:
Ya susacaksınız.
Ya suçluyu ele vereceksiniz.
Ya da hepiniz aynı hikayeyi anlatacaksınız.

Oyun teorisine göre en iyi strateji suçluyu ele vermek gibi görünse de, karşınızdakinin nasıl hareket edeceğini hesaplayarak herkesin kurtulmasını sağlayabilirsiniz. Özellikle bu diğerleri sizin en yakın arkadaşlarınızsa...
Her perşembe akşamı aynı mekanda buluşan ve sonra normal hayatlarına geri dönen dört sıkı arkadaş. Diplerde yaşayan Alex; tehlikeli sırlar saklayan Ian, maceradan uzak duramayan Jenn ve Jenn'den uzak duramayan Mitch.

Sıradan hayatlarından bunalan bu dörtlü, bir gün hayatlarını değiştirecek adrenalin ve gerilim dolu bir oyun oynamaya karar verirler. Hepsinin bu şansı değerlendirmek için farklı bir nedeni vardır. Korku, çaresizlik, aşk, heyecan. Ama bu oyunda en ufak bir yanlış adımın ölümcül sonuçları var ve bu dört amatör akla gelebilecek en tehlikeli profesyonellere karşı oynuyor.

Her oyuncunun tek bir hamlesi var. Arkadaşlarını sat ya da onlara sonuna kadar güven.
(Tanıtım Bülteninden)
KİTAP YORUMUM:

Kitap dört arkadaşın yaptığı soyguna odaklanmış. Dört arkadaş dediklerim isminden de anlaşılacağı gibi amatör. Bu dört arkadaş kendilerine “Perşembe Gecesi Müdavimleri” diyorlar. 

Hayatlarında ilk kez suç işliyorlar. Johhny Love denilen bar sahibi kötü bir adamın parasını çalıyorlar. Ama hepsi bu soyguna ‘oyun’ gözüyle bakıyor. Bu dört arkadaş, her Perşembe gecesi barda toplanıp, Ian’ın uydurduğu oyunları oynayıp, sıradan şeylerden konuşan sıradan kişiler. Ama her şey Johnny’le çalışan barmen Alex’in onlara çok büyük paraların yer alacağı bir teslimattan söz edince Ian’ın soygunu oyuna dönüştürmesiyle başlıyor.

Ian, borsacı, zengin bir adam ve tehlikeli bir sır saklıyor. Alex, barmen ve kızı için her şeyi yapabilecek bir adam. Mitch, kapı görevlisi ve Jenn’i seviyor. Jenn ise bir seyahat acentası çalışanı ve Alex’le ilişkisi var ve Alex istediği için diğerlerinden bunu saklıyorlar.

İşte Ian borcunu kapatmak için, Alex kızının vekaletini alabilmek için, Jenn hayatına macera heyecan katmak için, Mitch de Jenn bu işte olduğu için soygun yapmak istiyorlar.

Hiç kimse bu sıradan kişilerden şüphelenmeyeceği için planlarının kusursuz olduğunu düşünüyorlar. Bilmedikleri şeyse bu teslimatın sıradan bir ticaret olmadığı ve tehlikeli işler döndüğü…

Soygun gecesi bir şeyler ters gidiyor ve Mitch, Jenn’i kurtarmak için bir cinayet işliyor. Sonra aceleyle oradan kaçıyorlar. Ölen adamın arabasının bagajında da tehlikeli dört şişe var ve onları da çaldıkları için Johnny ve iş yaptığı adam bunların peşini bırakmıyor.
Aslında yazarın diğer kitabını daha çok merak ediyordum ama kardeşim bu kitabı istediği için bunu aldım. Normalde kardeşim pek kitap okumaz da :)

Kitap orta düzeydeydi. Yani daha heyecanlı kitaplar okudum. Ama yine de güzeldi ve sonu da değişik. Yani gerçek hayat gibi olmuş. Daha fazla açıklamak istemiyorum yoksa spoiler yiyeceksiniz :) Ama söylememek için kendimi zor tutuyorum.

İlk başta bu nasıl son, böyle mi bitiyor dedim. Ama düşününce böylesinin daha iyi olduğunu anladım…

Aslında kitap çok sakin yani ben belki de çok heyecanlı bir şeyler bekliyordum. O yüzden biraz hayal kırıklığına uğramış olabilirim. Yazar sıradan bir konu seçmiş. Ama gerçek hayata yakın olduğundan bu durumu sevdim. Karakterlerde günlük hayatta olabilecek kişiler olduğu için bu son da gayet iyi.

Kitaptan şunu çıkardım. Kusursuz plan yoktur. Çünkü her an başka bir şey olabilir ya da aniden gelen bir kişi planı bozabilir. Ayrıca hayat asla bir oyun değildir, yaptığınız şeyden öylece paçanızı kurtaramazsınız!!! Kitap bunları gayet iyi anlatıyor.

Kapak tasarımı çok güzel. Dört arkadaşın kişiliklerine göre yapılmış sanırım. 

Arka kapak yazısı zaten kitabı alma sebebim. Dikkat çeken bir tanıtım. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Belki de üslubunu bilmediğim için kitap bana biraz sönük gelmiş olabilir. Ama güzel bir kitap yine de kendini okutturuyor. Zaten okuyanlar da beğenmiş. Okumanızı tavsiye ederim :)
                                                             Kitabın kapağına göre;
                                                                    Karo -> Jenn
                                                                    Maça -> Alex
                                                                    Sinek -> Ian
                                                                    Kupa -> Mitch


                                                                       -AMARİL-

10 Ağustos 2015 Pazartesi

YOLCU–JOHN TWELVE HAWKS (DÖRDÜNCÜ ALEM#1)

(DÖRDÜNCÜ ALEM # 1)

Orijinal adı: The Traveler
Çeviren: Sıla Okur
Yayınevi: Doğan Kitap (DK)
Sayfa Sayısı: 378
Yayın Tarihi: Ocak 2011
Tür: Paranoyak- şizofrenik gerilim, aksiyon


Kitap Tanıtımı:

Tüm dünyada 20’nin üzerinde dile çevrilen uluslararası   
Best seller üçlemenin ilk kitabı…

Artık Şebeke’nin içindesin!
Gerçekle yüzleşmeye hazır mısın?

Maya artık sıradan bir genç kadın gibi yaşamaya kararlıydı. Büyük bir savaşçı olan babasının ona öğrettiklerini unutacak; Büyük Düzen’in içinde itaatkâr bir yurttaş gibi yaşayacaktı.
Ama şimdi bir kez daha ölümle ve kanla sınanması gerekiyor! Çünkü yeryüzünde kalan son Yolcu’yu acımasız Tabula örgütünün elinden kurtarmak zorunda.
Yoksa karanlık bir çağ başlayacak. Dünya acımasız ve soğuk bir sanal hapishaneye dönüşecek…
Yolcu Dördüncü Âlem üçlemesinin ilk kitabıdır.

Yorumlar:

“Kehanet nadiren bu kadar eğlencelidir…”
The Washington Post
“Birinci sınıf paranoyak-şizofrenik gerilim…”
Time


Kitap Yorumum:

Kitap çok farklı ama bir o kadar da tanıdık. Çünkü yaşadığımız dünyanın gerçekte ne olduğunu çok güzel gösteriyor. Tabi insanı paranoyak da yapıyor.

Bu kitaba göre biz Büyük Düzen/Şebeke’nin içinde olan yurttaşlarız. Dünya da yakında sanal bir hapishaneye dönüşecek. Yani herkes izlenecek, attığın her adım kameralar, makineler, insanlar tarafından kontrol edilecek. İnsanlar teknoloji geliştikçe, imkanlar arttıkça özgürleştiklerini sanacak güven içinde yaşayacak. Ama aslında her hareketleri izlenecek, kontrol edilecek. Dünyayı sanal hapishaneye çevirmek isteyen de Tabula adında bir örgüt. Ama onlar kendilerine Biraderler diyorlar.
Tabi tüm bunlara ek olarak Yolcular ve Soytarılar var.

(Okurları John Twelve Hawks'a böyle diyor)

Yolcular, bedenini dünyada bırakıp farklı alemlere geçebilen insanlar. Farklı alemlere geçmelerini sağlayan şeye de Işık diyorlar. Yani bedenleri dünyada kalırken Işıkları farklı alemlere geçebiliyor. Bu arada kitaba göre Dünya; Dördüncü Alem’de bulunuyormuş. 

Soytarılar ise savaşçı insanlar. Onlar da Yolcuları korumayı kendilerine kutsal görev edindiklerinden küçük yaşlardan itibaren savaşçı olarak yetiştiriliyor.

Bir de Soytarıların ünlü deyişi var: Etle lanetlenen kanla kurtuluş bulur…

Ayrıca Tabula önceden Yolcuları öldürmek istiyorken şimdi onları kötü amaçları için kullanmak istiyor. Yolcuları öldürmek istemelerinin sebebi de onların bakış açısının gelişmiş olması, dünyaya farklı bir gözle bakmaları ve insanların aklını çelmeleri. İnsanları sanal hapishanede yaşatmaları için Yolcuların ortadan kalkması gerektiğini sanıyorlardı. Ama şimdi onları Sanal Hapishane planları için ve farklı alemlerle iletişim kurabilmek için kullanmak istiyorlar. 

(Soytarı Sembolü)

Biraz özetlemeye çalıştım. Şimdi karakterlere geçebiliriz.

Maya, Soytarı. Ama dünyada başka yolcunun kalmadığını sandığı için ve artık paranoyak olmadan yaşayabilmek için Şebekenin içine girmeye razı oluyor. Ama babası onu yanına çağırdığı zaman tüm düzenini arkasında bırakıp Soytarı olmak zorunda kalıyor. Çünkü dünyada iki tane kardeş, yolcu olabilir ve onlar büyük tehlike içindeler. 

Soytarılar kimseye güvenmez ve duygularını hep gizler, çok iyi dövüşürler gerektiğinde insan da öldürürler. Mayanın babası da onu çok sert bir eğitimden geçirmiş. Maya da babasından ve sorumluluklarından kaçmak için Şebeke’ye giriyor. 
Ama Yolcular ve Soytarılar Şebeke’ye bir kez olsun girerlerse başları çok büyük belaya bulaşır.

Gabriel ve Michael, Yolcu. Babaları da Yolcuydu. Ama onun öldüğünü sandıkları zaman Şebekenin içine girdiler. Maya Gabriel’i buluyor fakat Michael Tabula’nın eline geçiyor. Ama ilk başta ikisi de Yolcu değil gibiydiler. Çünkü onlara nasıl Yolcu olacaklarını öğreten kimse yoktu ve Michael babasının anlattıklarını saçmalık olarak görüyordu. Ta ki Tabula onu bulup beynine teller yerleştirip uyuşturucu gibi bir şey verdikleri zamana kadar. Ondan sonra Yolcuların gerçek olduğuna inandı. Maya ise Gabriel’i, Yolcu olmayı öğreten Kılavuza götürmeye çalışıyor. Eğer Yolcuysa onu koruyacak değilse eski hayatına dönecek. Tahmin edebileceğiniz gibi iki kardeş de Yolcular.

Soytarılar sürekli kılıç taşırlar. Bazı özel kılıçlar var ki onlar çok değerli. Soytarılar da sadece Altın ve Yeşim kılıcı koruyabilmiş diğerleri kayıpmış. Yeşim kılıç da Gabriel'in babasındaymış. Babasını koruyan bir Soytarı ona vermiş. Gabriel de farklı aleme giderken yanında bu kılıcı da götürüyor. Ayrıca 

Söylemeyi unuttuğum bir kural var Yolcular ve Soytarılar asla duygusal ilişkilere giremez. Çünkü Soytarıların Yolcuları koruması gerek ve buna asla duygularını karıştıramazlar. Eğer ki Soytarıya bir şey olursa Yolcu, duygularından dolayı onu korumaya çalışırken kendisi zarar görebilir. Yolcular da bu dünya için çok önemli, Soytarılar için de kutsal bir görev olduklarından duygusallık iyi değildir. Bu yüzden Maya da hep Gabriel’e karşı uzak duruyor. Onu koruyor ama asla duygularından geçmişte yaşadıklarından bahsetmiyor. Ama sonlara doğru ördüğü duvarlar yavaşça çatlamaya başlıyor orası ayrı :)

Vicki ve Hollis diye yan karakterler de var. Onlar da Maya ve Gabriel’e yardım ediyorlar.
Kitapta anlatılan dünya bizim dünyamıza çok benziyor. Yolcu ve Soytarılar yok ama geri kalanlar doğru. Çünkü teknoloji geliştikçe bizi kontrol etmeye başlıyor. Bizim teknolojiyi kontrol etmemiz gerekirken, esir oluyoruz. O kadar çok teknolojinin zararlarından bahsediyordu ki neredeyse ben de paranoyaklaşacaktım :)

Kitapta çoğu zaman sıkıldım ama konusu ilgimi çektiği için ve Maya ve Gabriel’in sonunu merak ettiğim için yarım bırakmadım. Diğer kitaplarını da kütüphanede falan görürsem okurum. Bence siz de görürseniz dişinizi sıkın ve kitabı okuyun. Çok şey öğrenirsiniz. Teknolojiyi kullanırsınız ama dikkatli olmanız gerektiğini de daha iyi bilirsiniz. Farklı bir kitaptı. Başta da değindiğim gibi ilerde daha rahat göreceğimiz bir dünyayı anlatıyordu.

Kitabın kavramlarına alışmak baya zamanımı aldı. Yani Soytarı falan çok komik geliyor. Bu kitaptaki karşılığıyla bizim bildiğimizin hiç benzerliği yok :P Tabula kelimesi de farklı. Yolcu kabul edilebilir diğerlerine göre. Çünkü farklı alemlere yolculuk yapıyorlar. Bir yerde okuduğuma göre yazar; Gabriel ve Michael isimlerinde de Cebrail ve Mikail’e gönderme yapmış diyordu. Ayrıca kitap paranoyak-şizofrenik gerilime çok uyuyor.

Kitap hakkında yazılan blog yorumu bulamadım. Dünyada çok satmış ama Türkiye’de pek bilinmiyor sanırım.

Sanal hapishane demiştim ya Tabula bu fikri İngiliz filozof Jeremy Bentham’ın tasarladığı Panopticon’dan uyarlayarak gerçekleştirmek istiyor.

Panopticon'un temelinde yatan ilke, tek odalı hücrenin içindeki sakine saklanacak hiçbir yer bırakmaması, buna karşılık dış cephedeki duvarın penceresinden gelen dış ışığın kuledeki nöbetçilere mahpusun her hareketinin iyi aydınlatılmış bir siluetini izleme olanağını sağlamasıydı. 
Bentham'ın yaklaşımına göre, gözlemlenen her yanlış davranışının ceza getireceğini bilen, ama davranışlarının aslında ne zaman gözlemlendiğini bilmeyen mahpusun aklını başına toplayarak her zaman izleniyormuşçasına davranmaktan başka çabası yoktu. Böylece mahpus bizzat kendi hareketlerini kollamak durumunda kalacaktı. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Jeremy_Bentham )


Yazar Hakkında

John Twelve Hawks gerçek ismini gizleyen bir yazar. Random House’daki editörü bile onunla yüz yüze görüşmediğini ifade ediyor. Tıpkı Trevenian gibi hayatının mahremiyetini korumaya kararlı olduğu için basın önüne çıkmıyor.
Röportajlarını e-mail kanalıyla, yayıncısı aracılığıyla veriyor.
Yılın farklı zamanlarında New York, Los Angeles ve Londra’da yaşıyor.
Televizyonu yok. Okurları ona JXXIIH diyor. Tıpkı romanındaki Soytarılar gibi şebekenin dışında yaşıyor.
http://www.randomhouse.com/features/johntwelvehawks/ sitesi üzerinden okurlarıyla yazışıyor. (tam özgeçmiş için: http://www.dogankitap.com.tr/ kitap/Yolcu-1436  )

DÖRDÜNCÜ ALEM ÜÇLEMESİ:
1.  Yolcu
2.  Tabula
3.  Altın Kent


                                       -AMARİL-
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...