14 Eylül 2015 Pazartesi

BÖĞÜRTLEN KIŞI


Yazar: Sarah Jio
Orjinal Adı: Blackberry Winter
Çevirmen: Duygu Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Türü: Duygusal, Romantik
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2013
TANITIM BÜLTENİ:
"Canım Daniel'ım,

Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum."

Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel'ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel'ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.

Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Vera'yla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…

Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.
YORUMUM:

Sarah Jio’nun ikinci kitabı ve bu sefer annelik duygusuna değinmiş. Kitap bizi çocuğunu kazada kaybeden ve çocuğu elinden alınan iki annenin yüreğinin derinliklerine götürüyor…

Kitabı çok önceden okudum yani yeni çıktığı zamanlarda ve yorumunu yazın yaparım demiştim. Tabi yaz bitti ben ancak yazıyorum o ayrı mesele :) Yazın ne kitap okumak ne de yorum yazmak geliyor içimden. Evet bolca vaktim var ama yazmak için istek olmuyor içimde. Ben de istek geldiğinde hemen yazmaya başlıyorum. Tıpkı şimdiki gibi. Çünkü bu istediğim zamanlarda çok kısa oluyor maalesef :(

Kitabın başında yazar Türk okurlarına teşekkür eden bir yazı yazmış. Ona da ayrı sevindim. Zaten yazar Arkadya’nın kapaklarının kitaplarına çok yakıştığını da söylemiş sanırım. Evet o röportajın linki burada:

Kitapta geçmişte anlatılan karakter Vera’nın, 1933 yılının karlı bir mayıs akşamında oğlu kayboluyor. Şimdiki zamanda ise gazete muhabiri Claire’in ağzından anlatılır. Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır ve bu inanılmaz olaya “Böğürtlen Kışı” denmektedir. Claire de yaralı bir annedir ve Vera’nın hikayesini bu yüzden araştırır. Kalbinin derinliklerinde onun çocuğuna kavuşmuş olmasını dilediği için bu işin peşini bırakmaz. Claire bir sene önce hamileliğinin son aylarında ona araba çarpması sonucu bebeğini kaybeder. Bebeğini koşu yaparken kaybettiği için o olaydan sonra bir daha koşmaz. Gazetedekiler ilginç haberler isterler, bu hikayenin sonunu bulamayacağını düşünürler. Ama Claire pes etmez… Bir yandan kocasıyla ilişkilerini düzeltmeye çalışırken, bir yandan da Vera’nın hikayesini bulmaya çalışır. Bu yetmezmiş gibi gazetedeki patronunun baskısı da vardır. Sürekli o haberden vazgeçmesini sonunun bir yere çıkmayacağını söyler. Ama hayatın ne getireceği belli değildir :)





Bu kitapta "Davul bile dengi dengine" atasözü aklınıza geliyor. Çünkü Daniel'in babası Charles zengin ve yüksek sosyeteye aitti, annesi Vera ise bir balıkçının kızı... Sizce aşk mı galip gelecek yoksa Charles'ın zengin ve Vera'yı istemeyen ailesi mi?

Hayat o kadar acımasız ki; insanlar kalbinin güzelliğine değil, paranın gücüne bakıyorlar... Aslında hayat değil de insanlar acımasız öyle değil mi?

Vera'nın hayatının içine eden de paradan ve cemiyetteki konumlarından başka bir şeye değer vermeyen insanlar olacak. Ama Charles öyle bir insan değildir. O Vera'nın yumuşak kalbine ve büyüleyici güzelliğine aşık olur. 

Vera ve Charles'ın hikayesinin sonunu merak eden ve Daniel'in annesine kavuştuğunu uman Claire, parça parça bilmecenin cevabını çözer...



Kitap her Sarah Jio kitabında olduğu gibiydi. İnsanın yüreğine dokunuyordu. Karakterlerin evlat acısını derinden hissediyorduk. Gerçekten de etkileyici bir kitaptı. Bu kitabı kışın okumak da ayrı keyif veriyordu. Okuduğumdan bu yana o kadar zaman geçmesine rağmen sonu hala aklımda…

Bu kitapta her duygu var. Aşk, aşk acısı, annelik, şefkat, yalnızlık, çaresizlik ve umut...

İnsanlar umut etmeden yaşayamazlar. Umut etmek, bazen acı verse de; umudunu kaybedenler hayattayken ölmüş olur. 

Claire de elbette yaşadıklarından ders çıkaracak ve bir sayfayla yeni hayatına başlayacaktır...



Bu kitabı hala okumadıysanız, kışta geçmesine rağmen bazı bölümlerinde insanına sıcacık hissettiren bir kitap arıyorsanız, bir annenin duygularını okumak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Ayrıca gerçek aşkın acıyla mı yoksa mutlulukla mı olduğunu sorgulayacaksınız...

Gerçekten de karakterlerini benimsiyorsunuz. Sanki kendinizmiş gibi hissediyorsunuz.

İşte Sarah Jio’nun en sevdiğim özelliği karakterlerin içimizden biri olması ve kitaplarının isminin içeriğiyle bu kadar bağıntılı olması :) Bence okuyun okutturun. Okuyan çok arkadaşım oldu ve çok beğendiler. Arada sırada yüreğe dokunan şeyler okumak isteriz, işte bu kitap öyle. Hem bir annenin evlat acısını hem de aşk acısını yüreğimizin en derininde hissediyoruz. Bence bu kitaba bir şans verin :)


NOT: Kitabın sonunda Sarah Jio, Blackberry Winter - Hilary KOLE'den etkilenip bu kurgunun aklına geldiğini yazmış. Şarkı güzel dinleyin :)
                                                                        
                                                                   -AMARİL-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Değerli Okuyucular:
Lütfen yorumlarınızda küfür, argo ve ahlaksızlık kullanmayınız!!!
Onların haricinde her türlü eleştiriye açığım. :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...