15 Ekim 2015 Perşembe

DEŞİFRE DEHA – MAI JIA

YAZAR: Mai Jia
ÇEVİRMEN: Murat Sağlam
YAYINEVİ : Martı Yayınları
SAYFA SAYISI: 448
BASKI YILI: 2014
KİTAP TANITIMI:

Çinin en çok okunan yazarından akıllarda yer edecek bir roman!

 Akıl her şeyi yaratacak kadar mucizevi, her şeyi yıkacak kadar da tehlikelidir.
Saat sabahın beşi, tarih 11 Haziran 1956. Dünyanın en önemli matematik dehalarının yetiştiği N Üniversitesinin unutulmaz isimleri arasına girmiş, on yıl boyunca matematik bölümünün yıldızı olan ve yapay zekânın (bilgisayarın) gelecekteki mucidi olarak görülen Jinzhen, geri dönemediği gizemli bir yolculuğa çıkar...

“Sevgili Jinzhen, Şifreler çok hassastırlar, onlara dokunan insanları sımsıkı sararlar Bir hapishane mahkûmiyetidir; öyle ki, seni karanlık kuyuya atıp orada unutmalarını tercih edersin. Bana kulak ver ve geri dönme şansın varsa bunu hemen kullan. En küçük bir şans bile verilse kabul et. Şayet geri dönmen imkânsızsa şu nasihatimi unutma: İstediğin şifre üzerine yoğunlaş, ama asla ve asla MOR üzerinde çalışma!”

Mai Jia, Deşifre! romanıyla birçok yazarın iyi bir roman ortaya koyabilmek için takılıp kaldığı engellerin üstesinden emin ve sağlam adımlarla gelmiş. Arkasında bıraktığı ayak izleri bizleri gizli, edebi bir hazineye götürüyor. -Won Kar-wai, The Grandmasterın yönetmeni

Deşifre!nin mükemmel bir roman olduğunu söylerken, onun olağanüstü edebi niteliğinden ve tek bir oturuşta okunan sürükleyici gerçekliğinden bahsediyorum. -Alai

Kaderin mantıksızlığı, dehanın parlak ve kırılganlığı insanları geri dönülemez şekilde insanları bu romanda birbirlerine bağlıyor.Mai Jianın bu tuhaf ve gizemli romanı uzun süre akıllardan çıkmayacak bir insan hikâyesine bizi sürüklüyor. -Beijing Evening News

KİTAP YORUMUM:

Kriptograf Rong Jinzhen’in hayat hikayesini anlatan bir roman. Yaşanmış, gerçek bir roman bu. 

Kitabın kapağı matematik severlerin için gayet ilgi çekici. Sayılar her tarafta var. Aşağı yukarı hep sayı nehri var kapakta. Kitabı beğenip beğenmediğimi tam çözemedim. Yani ikisinin ortasında bir şey. çok ikilemde kaldım ve ben her zaman ikilemlerden nefret ederim. Maalesef bu kitapta tam da böyle bir durumda kaldım. Kesin bir şey söyleyemem. Neden böyle dediğimi kitabı okuyunca anlarsınız.

 “Matematik severler için daha doğrusu bir kriptografın hayatı nasıl olur?” Bunu merak edenler için gayet etkileyici bir kitap. Deha ve deliliğin arasında çok ince bir çizgi olduğunu yazar çok başarılı bir şekilde aktarmış. Konusu, kurgusu çok etkileyici ki zaten yaşanmışlık var içinde, ben de yaşanmış şeyleri kitapta hissetmeyi çok severim. Ama kitabın dili bana göre çok sıkıcıydı. Sürükleyici değildi. Tabi bu herkese göre değişir. Bazen bu kısımda ne anlatıyor dediğim yerler biraz vardı. Yani okumayı ara verip tekrar başladıktan sonra böyleydi en azından. Akılda kalacak şekilde yazmamış yazar. Ben neden bu yazarın Çin’de bol ödül aldığını pek anlayamadım. Ayrıca yazar kitabı on yılda yazmış. Tamam gerçek birini anlatıyorsan ve araştırıyorsan, hele ki bu her şeyi gizli tutulmaya çalışan devletin sırlarını bilen bir kriptograf ise bu süre normal. Ama kitap daha akıcı ve sürükleyici olabilirdi…

Kitapta baş karakter Rong Jinzhen. Onun ailesinden bir çok deha çıkmış ama çok tuhaf bir aile. Mesela babaannesi N üniversitesi’nden mezun olan ilk kadın. Ayrıca yanlış hatırlamıyorsam Matematik Köprüsü’nün orjinaline en yakın halini yapan ilk kişi de o. Çok zeki bir insan ama bir kusuru var dış görünüşünde, kafası normalden baya büyük ve herkes ona “Abaküs Kafa” diyor. 

Bu kadın hamile kalıyor ve ilk çocuğu olan baş karakterimizin babasını doğururken ölüyor. Doğumu saatler sürüyor ve kadın doğum sonunda ölüyor. Doğumun bu kadar uzun sürmesi bebeğin kafasının annesinin kafasından bile daha büyük olması. Bebek annesinin hayatı pahasına (çok uzun bir sürede) doğmuştu. 

Bebeğe geç isim koydukları için herkes ona Katil Kafa demeye başladı. Çünkü doğum gecesi yaşananlar kulaktan kulağa yayılınca herkes çok ürkmüş ve çocuğa katil hükmünü vermişlerdi. Bu kadar muhteşem bir kadının ölümüne sebep olduğu için… Ne kadar da yanlış bir davranış değil mi? Çocuğa seslenilen isimler bir bakıma onun karakterini belirler. Burada da nitekim öyle oldu. Doğan çocuk daha on iki yaşındayken katil oldu ve sayısız cinayet işleyip ailesinin mal varlığını kısa sürede en aza indirdi. (Bu arada bu aile çevrenin en zengin ailelerindendi.) Ayrıca sayılamayacak kadını da baştan çıkarmıştı. 
                               (Isaac Newton'un yaptığı Matematik Köprüsü)

Katil Kafa'nın genç yaşta ölmesinden kısa süre sonra ailenin kapısına bir kadın geldi. Katil Kafanın çocuğunu taşıdığını söylüyordu. Kadını evlerine aldılar. Kadın bebeği doğururken ailenin laneti olan şey yine başlarına geldi...  
Kadın doğumda öldü. Bu bebeğinde kafası çok büyüktü ama babaannesine benziyordu. Bu yüzden onun ailede kalmasına karar verildi. Bu çocuğa da herkes “Acımasız Ölüm” diyordu. Bir gün bir adam geldi ve ona “Ördek Yavrusu” lakabını taktı. Böylece çocuk babası gibi olmadı. Ördek Yavrusu Rong Jinzhen’di. Herkes o doğduğunda “Bu çocuk ya katil olacak ya da tüm zamanların en büyük dehası olacak dedi.” Bu söz babası için de denmiş olabilir tam hatırlamıyorum.

Neyse işte Rong Jinzhen’in herkes dahi olduğunu öğrenince okuluna Birim 701’den bir adam geldi ve onu çok gizli bir yer olan şifre çözme yeri Birim 702’e götürdü. Ailesi bundan sonra ondan çok nadir haber aldı. Böylece Jinzhen kriptograf oldu ve tüm zamanların en karanlık şifresi olan MOR’u çözmeyi başardı. Ama ardından da SİYAH  çıktı. İşte Rong Jinzhen’in hayatı MOR’dan kat kat karanlık, içinden çıkılamayan bir şifre olan SİYAH’tan sonra alt üst oldu. Kitap bu noktadan sonrasında değişik yerlere geldi.

Eğer ki yaşanmışlığı seviyorsanız kriptografların nasıl bir hayat sürdüğünü anlamak istiyorsanız; Tuhaf bir ailenin çocuğu Rong Jinzhen’in deha ve deliliğin arasında olan hayatını okuyun!!!

NOT: BİRİM 701= Çin istihbarat teşkilatı
NOT: Matematik Köprüsü'nde tahtaları birleştirmek için hiç bir şey kullanılmamıştır. bugün bile Newton'un onu nasıl yaptığı bilinmemektedir. İngiltere Cambridge'te Cam Nehri üzerinde bulunur.

                                                                -AMARİL-

4 Ekim 2015 Pazar

RUHİ MÜCERRET – MURAT MENTEŞ


Yazarı: Murat MENTEŞ
Yayınevi: April yayıncılık
İlk Yayınlanma Tarihi: 2013
Yayın Tarihi: 2015-03-24
Baskı Sayısı: 10. Baskı
Dili: TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 320
Türü: POSTMODERN, FANTASTİK, ROMANTİK
İçeriği: YERALTI EDEBİYATI, TARİHİ ÖĞELER, ÜSTKURMACA
TEKNİĞİ de kullanılmıştır.
Kapak: Motto Visual Solutions
Cilt Tipi: Karton Kapak
KİTAP TANITIMI:

Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım'ın yazarı Murat Menteş'ten doludizgin bir roman daha!
Sıkı tutunun!
İstiklal Harbi'nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET; bir dünya starına nasıl dönüşüyor?
Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİ'yi haklayabilecek mi?
Mabet filozofu AVNİ VAV'dan daha neler öğrenecek?
NAZLI HİLAL'e, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?

Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA; elden düşme ruhunu, şeytana neden satıyor?
Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİ'yi unutmayıp da ne yapacak?
Marifetli afet FUJER FUJİ'den kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni OZAN'ı hangi parayla tedavi ettirecek?
Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak?
İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?

Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende;
Trenler gemilere çarpıyor.
İstiklal Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor.
Şakaklar matkapla deliniyor.
Uçaklar düşüyor.
Kaybedenler şampiyon oluyor.
Ölüler diriliyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor.
Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

"100 yaşından küçükseniz, bu romanı mutlaka okuyun!"
-Emrah Serbes

KİTAP YORUMUM:

Türk yazardan harika bir roman…

Gerçekten bu kadar zekice, eğlenceli ama aynı zamanda duygusal bir kitap beklemiyordum. Ayrıca kitap reklamları da eleştirmiş.

Kitabın kapak tasarımına bayıldım. Gerçekten çok güzel ve konusuna da çok uygun. Ön kapakta TV içinde kitabı hareket ettirdikçe değişen iki resim var. Orhan GENCEBAY ile Cüneyt ARKIN'ın resimleri. Ayrıca televizyonun altında Türk işi dantel de var :) Arka kapak yazısı çok etkileyici. Bu kitap başka türlü tanıtılamazdı yani.

Yazarın okuduğum ilk kitabı. Çok farklı bir anlatım tarzı var. Diğer kitaplarını da okumak isterim.

Baş karakterler; İstiklal Harbi’nin yaşayan son gazisi 100 yaşındaki Ruhi MÜCERRET dede :)  ve bir gözü mavi diğeri kahverengi olan dövüşçü Civan KAZANOVA…

Bu ikili bir şekilde tanışıyorlar ve asıl olaylar öyle başlıyor. Kitapta hiçbir şey göründüğü gibi masum değil.

Ben sıradan bir roman beklerken, yani 100 yaşındaki birinin hikayesi en fazla ne olabilir ki derken şok içinde kaldım. Olaylar çok hızlı gelişti. Ruhi dede şehirlerin kurtuluş günlerinin listesini çıkarmış ve o günlerde tekrardan kurtuluş sevincini yaşamak için o şehirlere giden, diğer günlerde de camiye giden, evde TV karşısında pinekleyen sıradan bir yaşlı. Ta ki Civan’la tanışana kadar…

Ruhi Mücerret, minnet duyduğu dostunun son arzusu Masum Cici’yi de öldürme planları kurar aynı zamanda. Masum Cici de ismiyle karakterinin ters düştüğü bir adam…

Ruhi dedenin programı yaşına göre çok yoğun aslında. Ama adamın maşallahı var tüm akrabalarını sevdiklerini gömmüş ama kendi hala yaşıyor. Biraz da bu yüzden umutsuz durumda. Tüm çocukları, karısı, torunları ölmüş. Torununun torununu gören bir insan ama torununun torunları onun artık ölmesini gözlüyor. Yani yazar bize herkesten çok yaşamanın keyifsiz ve zor olduğunu da gayet güzel göstermiş.

Bir de Ruhi dedenin olduğu yerde felaketler eksik olmuyor. Adam uçak kazasından sağ kalan son kişi. Ayrıca sahilde otururken Coca-Cola treni Pepsi gemisine çarpıyor. Evet çok garip ve akıl almaz bir olay. İnsanın orayı okurken hem gülüp hem de üzülesi geliyor. Çünkü 70 küsür kişi de ölüyor ve çok yaralı var. Bu ve bunun gibi çok olay var. Yani kitap baştan ayağa trajikomik…

Aynı sayfada kahkalarla güleceğimiz bir cümlenin ardından gelen cümlede birden durgunlaşabiliyoruz. Bizi üzecek ama aynı zamanda düşündürecek çok cümle var. Özellikle Ruhi Mücerret’in tecrübe kokan müthiş sözleri…

Kitapta çok fazla reklam ve marka eleştirisi var. Bu ne alaka diyebilirsiniz ama ilerleyen sayfalarda şok olacağınız yer de bu reklamlardan kaynaklanıyor. Yani insanlar o kadar kötü ki reklam uğruna her şeyi yapabilecek düzeyde demek istemiş yazar.

Baş karakterleri çok sevdim. Kitap üç kişinin ağzından anlatılmış. İlk kısım Ruhi dedenin arkadaşı Avni Vav tarafından -zaten az bir yer- , ikinci kısım Ruhi MÜCERRET tarafından, Üçüncü kısım Civan tarafından, son kısım da yine Ruhi Mücerret tarafından anlatılmış.

Ruhi Mücerret’in de Civan’ın da hayatı çok iyi değil. Hayatta sevdikleri kişileri kaybetmiş iki adam onlar. 

Ruhi dede 100 yaşında hayatında ilk kez aşık oluyor. Kendinden 70 yaş küçük biri olan Nazlı Hilal'e. Ama kavuşamayacağını da kabul ediyor. O sadece platonik seviyor.

Civan ise yıllar önce ölen Serpil Silahlıperi'ye hala aşık. Ama Fujer Fuji gelince aklı ve duyguları da karışıyor.  

Ya bu kitapta isimler de çok değişik ;)

Mesela Fujer Fuji, aşkla ilgili bir isimmiş. 
Ruhi Mücerret, saf ruh demekmiş. 

Avni Vav; soyadı Vav'dır onun manası da: Allah’ın birliğini ifade eder. İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..
[İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır. İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür. (Kaynak: http://www.forumdas.com/forum/konu/kuranda-vav-harfinin-anlami.161772/ )  Bu da beğendiğim bir alıntı.]    
Avni de yardım ve yardımcılıkla ilgili demek. 

Yazar karakterlerin isimlerini davranışlarına uygun vermiş. Avni Vav, Ruhi Mücerret'in cami cemaatinden en yakın arkadaşı ve ona yardım eden bir insan Ayrıca felsefik sözleri var.

Diğer değişik isimler: Masum Cici, karakteriyle terstir ismi ve kendisi psikopattır. Bedri Dubara, kötü adamdır.

Betimlemeler de benzetmeler de çok güzel.

Kitabın çok fazla güzel sözü var. Hayata dair ya da başka bir şeyle ilgili bir sürü güzel not alınacak ya da beyninize kazınacak çok sözü var. Ruhi dede olaylarla ilişkili mezarına yazdıracağı sözleri söylüyor çokça. Böylece ölmeyi ne kadar çok istediğini de anlamış oluyoruz. Ama son nefesinde Kelime-i Şehadet getirememekten de çok korkuyor. Civan da sürekli "... diye bir şey olmasaydı ben icat ederdim." diyor. İkisinin de alem sözleri var yani ;) Avni Vav da biraz felsefik sözler söylüyor hatta bazılarını anlamadım sanırım. 

SPOİLER:
Kitabın sonunda eksik olan da mezarında yazan o sözdü keşke ne yazdığını ekleseymiş yazar. çünkü en merak ettiğim şeylerden biri de onun mezarında yazan sözdü...
SPOİLER SONU

Ben kitaplarda bölüm başında olan alıntıları da çok severim ve bu kitapta da her bölüm başında güzel ve değerli alıntılar vardı. Bu da kitabı beğenmemde çok etkiliydi :)

Bir de Ruhi dede batı klasik müziklerini çok seviyor. Her sabah mutlaka plakta klasik müzik çalıyor ve öyle kahvaltısını yapıyor. Çok değişik bir adam ya.

Bu kitapta bazı şeyler fantastik gibi ama üstünde fazla durulmamış. Mesela ölülerin çizgi romanda yazan büyüyle diriltilmesi gibi. Başka fantastik ögelerde var tabi.

Kitabın anlatım içindeki olaylar falan alışılmışın dışında. En azından Türk romanları içinde öyle. Ben beğendim bence siz de 100 yaşınıza girmeden önce okuyun!  ;)

NOT: İlk defa baş karakteri 100 yaşında olan bir roman okudum bu arada ;)

Yazarla yapılan röportaja burdan ulaşabilirsiniz: Sıkıcı olmasaydı onu benzine bulayıp yakardım - NTV

http://www.ntv.com.tr/turkiye/sikici-olsaydi-onu-benzine-bulayip-yakardim,9Sy3sEMEcEioNwWZq4f0sA

                KİTAP ALINTILARI:

***Ruhi Mücerret'in mezar taşı sözleri:
- Sizi ayakta karşılayamadığım için özür dilerim.
- Tıbba inanmıyorum.
- 2005'te öldüm. bu durumda kaç yıldır sigara içmiyorum?
Kurtuluşu için savaştığım ülkeye yeni yeni adapte oluyorum.
Uykum eskisinden de ağır.
Nutella’nın tadı hâlâ damağımda.
-Yaşamak ölülerin de hakkı!

“Benim yaşımda aşk, kimin kollarında öleceğine karar vermektir. Aslında her yaşta öyledir” - Ruhi Mücerret

Avni Vav, "İnsan Allah'ın yeryüzündeki halifesi, yani kalfasıdır. Allah'ın kalfası değilsen, şeytanın çırağı olursun" diyordu. Halife, kalfa anlamına geliyormuş ha?.. Bazı kelimelerin manasını 100 yaşında öğrenmek beni paniğe sevk ediyor. - Ruhi Mücerret

"Ölüm karşısında herkes acemidir;ben de öyleyim.Hala hayattasınız sayın okur,şansınız var acemi şansı" - Ruhi Mücerret
 
"Gençlerin tabiriyle uzatmaları oynuyorum. Azrail’in penaltılarından kaçını daha kurtarabilirim?" - Ruhi Mücerret

"Hayatın en zor kısmı, ilk 100 yıldır." - Ruhi Mücerret

"Hayatım bir film olsaydı,izlerken ya uyuyakalır ya da yarısında çıkardım."- Ruhi Mücerret

"Zayıflamanın sırrı karnı içeri çekmektir. Zenginliğin sırrı, son 100'lüğü bahşiş olarak vermektir. Gençliğin sırrı ise yaşın hakkında yalan söylemektir." - Ruhi Mücerret

"BİM'e çok sık uğruyorum bana BİMbaşı rütbesi vermeliler..." - Ruhi Mücerret

"Geçmişte kalan her şey kısa sürmüş demektir"

"Camilerde omuz omuza duran kambur ihtiyarların kalbi büsbütün boş mu sanıyorsunuz? Peh. Aşk, gençlerin oynadığı fakat ihtiyarların bildiği bir oyundur." - Ruhi Mücerret

"Mezar taşlarındaki ölüm tarihleri,ölülerin bizi kaç yıldır beklediğini gösterir."

"Halbuki ben onun düşmekten korktuğu uçurumun dibindeydim."

“Bazen kötüler, nadiren de iyiler kazanır. Çoğunlukla herkes kaybeder.” – Avni Vav

"Eğer siz de 100 yıl yaşama arzusu uyandıran şeylerle ilginizi keserseniz, 100 yıl yaşayabilirsiniz." - Woody Allen

"Hayat nasıl gidiyor? "
"Yaşayan birine sor."

"Aşk birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir."

"Biz dostuz... Dost, henüz saldırmamış düşman demektir. Duydun mu beni?"

"İhtiyarlar, gençlere ölümü hatırlatır. Gençler de ihtiyarlara…"

“Yeğenimi yaşatmak için şerefimi piyasaya sürmüştüm. Anlıyordum ki iyi niyetle masumiyetin alakası yok. Vicdan ile bilincin birbirinden kopmayacağı kavrayınca, dananın kuyruğu kopuyordu.” – Civan Kazanova

"Gölgem benden daha yakışıklı." - Ruhi Mücerret

“İnsan, aynadaki yansısı ve yerdeki gölgesi arasında ikamet eder” - Avni Vav

"İyi silah, doğru hedefi on ikiden vurmayı garantilemiyor."

“Nazlı Hilal’le aynı şiirin kelimeleriyiz… Fakat ben sayfanın yakılmış kısmındayım.” – Ruhi Mücerret 

“Dünyayı değiştirecek kapasiteye sahip kişiler genellikle hayatta kalma konusunda beceriksizdirler.”

"Evrende yalnız mıyız bilmiyorum ama dünyada yalnızız."

“Telefonun icadından beri senden telefon bekliyorum.” – Fujer FUJİ

"Mezar taşlarındaki ölüm tarihleri, ölülerin bizi kaç yıldır beklediğini gösterir."

“Tamam, ölenle ölünmüyor. Lakin yaşayanla da yaşanılmıyor.”

          BÖLÜM BAŞINDAKİ ALINTILAR:

"Hayat, satrancın aksine şah*mattan sonra da devam eder." - Isaac Asimov

"Hakiki müziksever, banyoda şarkı söyleyen kızı işitince, anahtar deliğine gözünü değil, kulağını dayayandır." - Leonard Bernstein

"İnsanın geleceği görememesi ne büyük lütuf!" - Juli Zeh (Serbest Düşüş)


"Kadınlara güvenirsen yoksul ölürsün, erkeklere güvenirsen erken ölürsün." - WAFA VAZZANI (Varoluşun Eşantiyonu)


"Dünya,kuşların tuvaletidir." - Mülazım İshak bey (1888-1920)

“Aşk, sizde olmayan bir şeyi, bunu sizden istemeyen birine vermeye çalışmaktır.” -Jacques Lacan (1901-1981)

"Gençlikte günler kısa, yıllar uzun; yaşlılıkta günler uzun, yıllar kısadır." - Immanuel Kant (1724-1804)
                                           -AMARİL-


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...