16 Şubat 2016 Salı

BATAKLIK ÜLKE – BARIŞ MÜSTECAPLIOĞLU (PERG EFSANELERİ – 3)


Yazar: Barış Müstecaplıoğlu
Yayınevi : İthaki Yayınları
Seri adı ve sırası: PERG EFSANELERİ – 3
Sayfa Sayısı: 328
Baskı Yılı: 2013

KİTAP TANITIMI:

Kahramanlarımızın yolculuğu yeni düşmanlarla, yeni dostlarla ve ilginç yaratıklarla dolu gizemli bir dünyada devam ediyor. Farklı tanrılara inandıkları için birbirine düşman iki şehir ve her türlü inancın hoş görüldüğü gizli bir bölgede yaşananlar, gerçek dünyanın bitmek bilmeyen inanç çatışmalarına da ışık tutuyor. Bu sürükleyici macera, sevgi ve özgürlük adına...
KİTAP YORUMUM:

Perg Efsaneleri’ne ara vermeden devam etmeye çalışıyorum. Allahtan tüm kitapları kütüphanede var da sabırla beklemek zorunda kalmıyorum.

Net üzerinden kitap alışverişi yapmıyorum ve tek tek gezip sahaflardan alıyorum kitapları. Ya da 2. El falan alıyorum. Malum öğrenciyiz ve para orijinallere yetmiyor, çünkü hepsini almak isterim ;)

Diyorlar ki Türkiye’de kitap okuyan yok. İyi de kardeşim sen kitapları 30-40 liradan aşağı satmazsan böyle olur. Tamam kitap basımları harika, çok kaliteli. Ama herkes zengin değil. Yani bu bakımdan kütüphane iyi oluyor. Hatta popüler kitaplar da geliyor kütüphaneye. Neyse dert yandıktan sonra kitabımıza geçelim…

Serinin 3. Kitabı ve yine muhteşemdi. Kahramanlarımız Merderan’ın Guorin’e bıraktığı emanetini sahibine ulaştırmak için Bataklık Ülke Fuoli’ye gelirler. Emanetin ne olduğunu bilmiyoruz ve Merderan’ın dediğine göre kahramanlarımızın bilmemesi daha iyi. O emanetin peşinde olan çok tehlikeli kişiler var demek ki. Eğer bunları sorgularlarsa söylememeleri için, tabi önce kahramanlarımızı ele geçirmeliler ;)

Bataklık Ülke, adından da anlaşılacağı gibi çoğu bataklık ve tek kara parçası Tabu Dağları. Orada da lanetli kişilerin olduğuna inanıyorlar Burfenler.

Ha bu arada Burfenler, değişik bir ırk. Ama çok sevdim. Zaten kitabın amacı da bu değil mi farklı olanı sevebilmek.. bu o kadar derin bir konu ki kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz. Burfenler 100 yaşında bile olsa çocuk gibi görünen yüzlere sahip kısa boylu ve bir tek tüyü olmayan bir ırk. Evet yaşlandıkları anlaşılmıyor. Bu güzel bir şey galiba :) Ayrıca çok mantıklı ve sadık bir ırk. İnsanların yaptığı yönetme hiyerarşisi onlarda yok. Biz yaşa önem veririz, kim ne kadar yaşlıysa o en iyi bilendir deriz. Ama öyle değil işte. Tecrübe kimde fazlaysa o daha bilgedir. Belki de 15 yaşında hayatın acılarıyla kavrulmuş bir kişi 50 yaşında sıradan bir insandan daha bilgedir. İşte burfenler de böyle düşünüyor. Ha tabi bu ırk acayip çok yaşıyor. 70 yaşındaki biri hala gençtir onlara göre :)

Guorin ve dostları Olmen diye bir adamı arıyorlar ama sırf bataklık olan bir yerde nasıl onu bulacaklar, daha yürüyecek bir yer bile bulamazken?

Korman (önceki kitaplardan tanıdığımız ve şimdi görkemli Durkgador adlı devasa geminin kaptanı) ve askerleri de dostlarımıza yardım ediyorlar. Onlar burfenleri ararken burfenler onları buluyor ;) tabi kötü bir olayın sonucunda. Olmen’i bulmak için burfenlere ihtiyaçlara var. O burfenler de Özgür Bölge’nin yerlileri.

Aslında buraya sadece Olmen’i bulup emaneti teslim etmek için gelmişlerdi. Sonradan Leofold’ün nişanlısı Ermira’yı arayacaklardı. Ama yine ve yeniden kendilerini savaşın içinde buldular ;) evet daha savaş başlamamıştı, soğuk savaş gibiydi, ama gerçekten şiddetle başlamasına çok az bir zaman vardı. Ayrıca Olmen’in de gelmesine biraz zaman vardı.

Ya Fuoli’yi kaderine terkedecekler, taş üstünde taş kalmayan bir savaş çıkacak ve tüm kadın erkek çocuk herkes ölecekti. Ya da yine 4 kafadar iki şehre karşı çıkıp savaşı durduracaktı.

Savaşın  sebebi Tanrı temsilcisinin oğlu yani veliaht Erogmet kayıptı ve babası da diğer şehrin yaptığını düşünüyordu. Çünkü iki şehir (Anageh ve Telinos) birbirine düşmandı. Düşmanlıklarının sebebi de inançları. Anageh Gökyüzü Tanrı’sına inanıyor. Telinos da Deniz Tanrısı’na inanıyor. Zaman geçtikçe birbirlerine düşman oluyorlar. Bu da yetmezmiş gibi inanç özgürlüğü olmuyor. Anagehte yaşayan deniz tanrısına inanırsa çok kötü sonuçları oluyor. Dinsiz de olan aynı şekilde. Bu sebeple bazı ermiş kişiler Özgür Bölge’yi kuruyorlar. Ermiş Redrem de kahramanlarımıza yardım eden kişi.

Neyse kahramanlarımız (Leofold, Guorin, Nume, Nela) tabi ki kalıp savaşmayı tercih ediyor. İlk bu fikri Guorin atıyor ortaya. Erogmet i bulup babasına teslim etmek. Tabi bu işlerin arka yüzünde başka bir şey var bu kadar basit değil savaş. Nume biraz karşı çıkıyor ama dostlarını tek bırakmıyor. Sonuçta kalıyorlar… macera başlıyor.. :)
Gerisi spoiler…

Ben bu seriyi cidden çok seviyorum, herkes de okumalı. İnsana öyle güzel şeyler öğretiyor ki. Fantastik ama günümüz sorunlarına da değiniyor. Unuttuğumuz ya da önemsemediğimiz öyle güzel insani değerleri hatırlatıyor ki…

Mesela hep diyorum ve yine diycem, farklı olanı sevebilmek, farklı ve tuhaf olanı kabullenmek.

Gerçekleri görmek, anlamak, zor da olsa sevmek.

Hayattaki en önemli değerler, vatan, millet, aile, dost…

Bazı şeylerin bir de arka yüzünün olması. Hemen her şeye araştırmadan  inanmamak.
Asıl cesurluğun yürekle alakası olması…

Zor gününde yanında olan kişileri dost bilmek ve onların zor gününde yanında olmak.
Bu kitapta masumluk var. İyi ya da kötü diye bir ayrım yok yürek var. Siyah ya da beyaz yok gri de var.

Bu kitaptaki kötü karakterler hep kötü değil yani. İyi olanlar da hep iyi değil, kötü şeyler yapmış, pişman olmuş ve sevginin, iyiliğin gücünü kavramış kişiler…
Herkese okumasını öneriyorum, asla pişman olmazsınız. İyi ki bizim edebiyatımızın bir eseri. İyi ki yazarımız bu harika kahramanları bizle tanıştırmış. Çok teşekkür ediyorum bu kitapta emeği geçen herkese. Tabi başta Barış Müstecaplıoğlu’na…

 PERG EFSANELERİ SERİSİ 
1)  KORKAK VE CANAVAR
2)MERDERAN’IN SIRRI
3)BATAKLIK ÜLKE
4)TANRILARIN ALFABESİ

Yorumladıklarım renkli ve onlara da blogda arama kutusundan arayarak ulaşabilirsiniz. Baya uzun bir yorum olmuş sonuna kadar okuyanlara teşekkürler. Okumayanlara da selam olsun :)
                                                          -AMARİL-



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...