12 Temmuz 2017 Çarşamba

KARANLIK ZİHİNLER - ALEXANDRA BRACKEN

KARANLIK ZİHİNLER ile ilgili görsel sonucu

Yazar: Alexandra Bracken
Yayınevi : Parodi Yayınları
Çevirmen: Handan Sağlanmak
Editör : Hilal Gültekin
Sayfa Sayısı: 576
Baskı Yılı: 2014
Tür: Distopya, Fantastik


KİTAP TANITIM:

Adım Ruby.
Hepinizden farklıyım.
Aklınızın derinliklerinde gezinebilir,
anılarınızı hiç yaşamamışsınız gibi silebilirim.
Henüz on yaşındayken Thurmond'daki bu rehabilitasyon kampına gönderildim. Hem de kendi ailem tarafından...
Burada her adımımız izleniyor, nefes alış verişlerimiz bile.
Yalnız değilim.
Maviler... Yeşiller... Turuncular...
Sarılar ve Kırmızılar...
Karanlık Zihinler...
Ve yaşamak için saklanmak zorunda kalanlar
Ve kaçanlar...

"Bu kitap, distopya okuyucuları için bir baş ucu kitabı olacaktır."
- School Library Journal-

"Bir solukta okuyacağınız KARANLIK ZİHİNLER'in sürükleyici anlatımı, kalbinizi durduracak bir finalle son buluyor. Öyle ki bu mükemmel üçlemenin ikinci kitabının çıkmasını her şeyden çok isteyeceksiniz."
- Publishers Weekly-



KİTAP YORUMUM:

Merhaba millet :))

Bu güzel distopya ramazandayken bitti. Sahura kadar bitiririm deyip gözüm ağrımasına rağmen okudum. Sınav döneminde istediğim kadar okuyamadim bitirdiklerim de ince kitaplardi ve kalın bir kitabı bitirmenin verdiği mutluluk harika bu hissi özlemişim ;) kitaba gelirsek...

Kız karakterimiz Ruby ve ben onu sevdim. Başta çok ürkek biriyken sonlara doğru ne kadar güçlü ve kendine güvenen biri olduğunu yani geliştiğini görüyoruz.

IAAN hastalığı belli yaşın altındaki çocukları ya öldürüyor ya da özel güçler kazandırıyor. Çok kısa zamanda milyonlarca çocuk ölüyor. Ölmeyenler devlet tarafından Kırmızı Turuncu Sarı Mavi ve Yeşil olarak kodlanıyor. Onları korkunç kamplara yerleştirip tutsak ediyorlar. Devlet güce sahip çocuklardan korkuyor. Onlara türlü işkence ve deneyler yapıyorlar. Ruby o esaret altında tam 6 yıl yaşıyor. Tabi yaşamak denirse... Bir gün hiç beklemediği şekilde oradan çıkarılıyor ve macerası başlıyor. Ruby bir Turuncu yani insanların zihnin girip onların anılarını görebiliyor hatta onları yönlendirebiliyor ve hatta anılarını silebiliyor ! Ama kendisini korumak için onu kodlayacak kişinin aklına giriyor ve bir yeşil olduğunu söylüyor böylece o kadar sene hayatta kalıyor. Çünkü devlet Kırmızı ve Turunculari çok tehlikeli bulduğu için onları ayrı tutuyor.
KARANLIK ZİHİNLER ile ilgili görsel sonucu

Ayrıca devlet bu özel güçlü çocuklari genel olarak Yunan alfabesindeki PSİ harfi ile adlandırıyor. Kitabın kapağındaki harf.

Ruby kaçarken bir gruba rastliyor. Liam, Chubs ve küçük Zu. Çok eğlenceli ve değişik bir grup. Birbirlerini korumak için her türlü şeyi yapacak kadar fedakâr hepsi. Onlar da özel güçlere sahipler tabi ki. Kamptan kaçıyorlar ve sürekli saklanarak yaşıyorlar. Ama bir efsane var Kaçak Çocuk efsanesi. Duyduklarını göre bu kişi özel çocukları devletten gizlice ailelerine ulaştırıyor ve isterlerse orda güvenli bir şekilde yaşamalarını sağlıyor. Bu grup Kaçak Çocuk a ulaşmaya çalışıyor ve onlara Ruby de katılıyor. Çünkü Kaçak Çocuk bir Turuncu. Ve Ruby yeteneklerini kontrol etmeyi öğrenmek istiyor. Her neyse kitap çok sürükleyici daha fazla şey söylersem spoi olur. Zaten çoğu kişi mutlaka bu kitabı biliyordur. Baya guzel bir distopya serisi çünkü. Diğer kitaplarını ne zaman okurum bilemiyorum. Ama Sonu acayipti. Aslında beklediğim şeyi yaptı Ruby ama yine de şaşırdım.

The Darkest Minds by compoundbreadd

Chubs okumayı seven zeki bir çocuk. Ayrıca çok eğlenceli birisi. İlk başlarda haklı olarak Ruby den şüpheleniyor ve kötü davranıyor ama sonlara doğru cidden kardeş gibi oluyorlar. İkisi de birbirlerine güveniyor. Bu güzel bir durumdu. :) Chubs Yeşil galiba.

Zu tatlı bir kız. Konuşamıyor yaşadığı bazı şeyler yüzünden. Ama ona rağmen hayat enerjisi fazla. Pembe çantası ve defteriyle bütünleşti benim kafamda. Onu çok sevdim. Kitaba sevimlilik katmış. Zu Sarı.

Liam grubun başı gibi bir şey. Betty (arabanın ismi) yi o sürüyor. Sevdikleri için fedakarlıktan kaçınmayan bir. O Mavi. Ya Liam i sevdim ama bilemiyorum pek fazla değil nedense. Aslında bu kaçak çocuk u tanıyınca başladı. Liam her ne kadar çok iyi olsa da onun gölgesinde kalmış gibi hissettim. Bakalım ilerleyen kitaplarda ne olacak ? 

Kaçak Çocuk hiç beklemediğim biri çıktı. Çok güçlü bir Turuncu. Onunla olan çocuklar ona güveniyor ve kampta onun dediklerini yapıyor. Ruby ye karşı da iyiydi ama sonradan her şey karıştı. Olay hiç beklemediğim yerlere geldi. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Her şey karıştı gerçekten...
hellhounds-and-goldink:  The darkest minds fanart with my fav gold ink

Yani sonuç olarak distopya okumak isteyenler elinden bırakmak istemeyecekleri bir kitap arıyorlarsa bu onlara göre :)

Kitapta kime güveneceğimi şaşırdım. Her grupta kötü şeyler var nerdeyse. En iyisi Ruby ve diğerlerinin birbirlerini bırakmamalarıydı. Ama bu biraz zor.

Renklere gelirsek ;

Kırmızı: Ateş oluşturma
Turuncu: Zihin kontrol etme
Sarı: Elektriği kontrol edebilme
Mavi: Telekinezi (canlı veya cansızlari hareket ettirme)
Yeşil: Üstün Zeka

KARANLIK ZİHİNLER PARODİ ile ilgili görsel sonucu

Bence oluşturulan dünya güzel. Ama çok tehlikeli. Bir yanda devlet bir yanda Çocuk Birliği bir yanda ayrı ayrı grup çocuklar derken ortam karışık...

Ruby nin zihin kontrol etmeyi istememesi çok doğaldı. Başkasının zihnine girmek güzel gözükse bile korkunç bir şey. Oraya girince en özel anıları görüyorsun. Hatta yanlışlıkla o anıları yok ediyorsun. Onun anılarinda kaybolmak var bir de bu dehşet verici. Her ne olursa olsun bazı şeyler özel kalmalı. İnsan en güvendiği kişiye bile kendini tamamen açmamalı. Çünkü zamanin ne göstereceği belli değil Hele şu zamanda kimseye güven olmuyor herkes sırtından vurmakla meşgul. Bir insanin zihnimize girebileceğini bilmek iğrenç olurdu. Çünkü en hassas yanlarımızı bulurdu ve savunmasız kalırdık... İyi ki böyle şeyler yok. Özel güçler iyi görünebilir ama gerçekten korkutucu.

İlginç bir şeyler okumak isteyenler bu seriye başlasın. Ruby yeni bir şeyler öğrenirken onunla birlikte ben de sorguladım. Acaba yapması mi daha iyi yoksa yapmaması mi? Ama o dünyada hayatta kalması için güçleri gerekli.
Kaliteli bir distopya olmuş. Kendini okutturuyor. Heyecanlı, sürükleyici, biraz duygusal.
Bugün bir tane daha kitap yorumu ekleyeceğim. Bu aralar aktif olmayı istiyorum. Bitirdiğim ve yorumlanması gereken çok kitap var takipte kalın :))


-Amaril-



SINAV SENEM HAKKINDA DÜŞÜNDÜKLERİM



Merhabalar :)

Bu zamana kadar ismimi söylemedim burda. Ben Hilal. Birazdan okuyacaklarınız benim özelim. Yani en azından bir kısmı ;) İsmimi söyledim çünkü dediklerime güvenin ve aynı hataları yapmayın. Çok uzun bir yazı olacak isteyen okur isteyen okumaz. Sonuna kadar okuyan olursa tebrik ediyorum şimdiden ;))

Bugün size zor geçen sınav senemden, tecrübelerimden ve bundan sonra ne yapmak istediğimden bahsedeceğim.

Sene başında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Ankara’nın en iyi okullarından birinde okudum. ama geriye dönüp bakınca bana pek bir şey katmamış mutsuzluk, yorgunluk, ait olmama hissi dışında. Yaz tatilinde konulara başlamadım. Gerçekten çok zor lise dönemi geçirmiştim. Hayatıma dair en önemli şeyi öğrendiğim zamanlardı ve bu beni istemeden yaraladı. Belki herkesin başına gelebilecek şeyler diye düşündünüz biliyorum ama değil bence.
11. Sınıfta onu öğrendim ve psikolojik olarak zor bir yıldı. Bu bilgiden liseye başladığımda şüpheleniyordum. Yani aslında bir tarafım hep biliyordu ve tek başlına kabullenmeye çalışmıştı. Ama bir tarafım hep şüpheliydi. En sonunda öğrendim annem söyleyince. 11.sınıf hem çok zordu hem de lisedeki en iyi senemdi :) her türlü duyguyu yaşamıştım. Bu yüzden yaz tatilinde kafa dinlemek istedim ve hiç çalışmadım. Ama şimdi pişmanım. Ha yine olsa yine o zaman çalışmam çünkü gerçekten yıpranmıştım. Zamana ihtiyacım vardı. Ama ösym bunu dikkate almıyor. Sanki herkes aynı maddi ve manevi koşuldaymış gibi değerlendiriyor.

12.sınıfa başladığımda çok korkuyordum. Ders ve çalışma konusunda bilgim çok azdı. Dershanemde şansıma sadece en iyi 2 sınıfı önemseyen gerisini boş veren bir dershaneydi. Aslında kurumsal ve iyi olduğunu bildiğim için gittim. Ama çok kötü oldu. Ben baştan 7.sınıftaydım ama rehberlik en kötüsüydü. Ne doğru düzgün çalışma programı ne motivasyon ne mesleğe yönlendirme hiçbir şey vermedi bize. Şu an onların yüzünden dershane sınıfımdaki herkes mezuna kaldı. Çünkü biz nasıl çalışmamız gerektiğini bilmiyorduk. Sbs gibi değildi. 4 seneyi bir seneye sığdırmamız gerekiyordu. Hepimiz çabaladık ama yeterli değildi işte…

Şimdiyse biliyorum. Nasıl çalışmam gerektiğini, gerçekçi hedefimi, istediklerimi. Ne kadar zor olsa da yeniden deneyeceğim ama bu sefer emin adımlarla. Sıralamam kötü sayılmaz orta. Ama ben hep Hacettepe istedim, onun için tabi ki yeterli değil. Bu yüzden mutlu olacağım bir üniversite için bir yıl daha çalışmam gerekiyor.

5 yaşımdan beri hep doktor olmayı istedim. Çocukluk hayalim. Ama bu sene fark ettim ki fazla stres beni mahvediyor. Zaten kolay bir hayat yaşamadım. Hep çabalamam gerekti. Doktor olmak için de tüm hayatımı feda etmem gerek. Yani ailemle sevdiklerimle yeterli vakit geçiremeyeceğim, çok sevdiğim kitaplarımı okuyamayacağım. Doktorluk çok kutsal bir meslek hala da seviyorum. İnsanlara faydalı olmak çok güzel ama ben bunu yapamam. O yüzden insanlara faydalı olacağım hatta daha da kişisel ve uzun süreçte yanlarında olacağım bir meslek arayışına koyuldum. Sonra FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON da karar kıldım. Kısaca FTR. Ftr tıpa göre biraz daha rahat. Ama hemen hemen aynı dersleri görüyorlarmış. Ama ftr 4 yıllık. Ayrıca özel ve devlet bir sürü alanda çalışma imkanı var. İş sıkıntısı çekmem inşallah. Yani en sonunda bu benim gerçekçi hedefim oldu. Ama keşke en başında böyle başlasaydım. Çünkü bi ara amaçsızlığa yakalanmıştım. Bu da çalışma isteğini düşürüyor. Ama bu sene tekrar hazırlanırken Hacettepe FTR yi istediğimi bilerek çalışacağım. 12. Sınıfa geçecekler size tavsiyem gerçekçi hedefinizi belirleyin ve asla umutsuzluğa kapılmayın.


12.sınıfta alay eder gibi tüm sorunlar üst üste geliyor. Fiziksel değil ama psikolojik olarak çok yıpranılacak bir sene. En yakınındaki insanlar bile seni anlamıyor. Zamanla bu psikolojik benimki gibi fiziksele de dönüşebiliyor. Kışın dizlerim çok ağrıdı mesela. Ayrıca çene eklemlerimin kaymış olması geçen seneden beri düzelmedi tam tersi şu an artmış durumda. Bu da çok ağrı ve acı yaptı. Dediğim gibi sakın kendinizi sağlığınıza zarar verecek kadar yormayın. Bunları yeni başlayacaklara göz korkutmak için değil nelerle karşılaşabileceklerini bilsinler diye yazıyorum. Her türlü ihtimali kabul edin ve bu yola çıkın. kendinize güvenin öncelikle. çünkü ben kendime güvenmedim ve şimdi başarısız oldum. Evet istesem ankara dışında bir sürü üniversite kazanacak puanım var ama benim istediğim kesin. Ha olurda Hacettepe olmasa bile ftr de kararlıyım. Zamanla istekler değişebiliyor. Bu elbette olacak. Ama gerçekçi düşünmeye dikkat edin.

Ailem mezuna kalma isteğime anlayışla cevap verdi. Benim gibi onlar da bu sene yoruldular. Sonuç çıkınca benim gibi onlar da hayal kırıklığına uğradılar. Ama babam saolsun tekrar dershane arayalım dedi. Düzgün bir yer olursa giderim yoksa evde kendim hazırlanırım. Mezuna kaldım diye çevremdekiler bir sürü laf söyleyecek biliyorum ama mutsuz olacağım tercihi yapamam. Zaten lisede istemediğim bir yere gittim 4 sene memnun olmadım. Üniversite böyle olsun istemiyorum.

Sınav senesinde sizi gereksiz eleştiren faydası dokunmayan herkese kulak tıkayın. Önünüze bakın. Hedefinize odaklanın. Ailenizle arkadaşlarınızla zaman geçiremeyeceğiniz, sevdiğiniz dizi ve kitaplara zaman ayıramayacağınız çok dolu bir sene olacak. Ama eğer ki planlı biriyseniz ders çalışmanın yanında bunları da yapabilirsiniz. Ama ben öyle olmadım maalesef.

Bunları söylüyorum çünkü benim çok ağzım yandı. Arkadaşlarım ve çevrem benim nasıl manyakça kitap okuduğumu bildikleri için hep artık kitap okuma ders çalış dediler. Ben de onlara uydum ama zararlı çıkan ben oldum. Çünkü ilk zamanlarda dizi yok kitap yok sürekli ders falan alışamadım ben bi kaç ay. Zaten zaman geçti. Ama şimdi kesinlikle öyle yapmayacağım. Her şeyin dengesini kuracağım. Herkes en iyi kendini bilir. Başkasının yap yapma dediklerine değil ben ne yaparsam daha iyi oluruma göre karar verin. Bu sene kitap da okuyacağım, ailemle zaman da geçireceğim, çok daralınca film dizi de izleyeceğim ama hepsini dengesini ayarlayarak yapacağım. Bir daha kimsenin lafına hemen güvenmeyeceğim. Bırak kim ne derse desin sen mutlu olduktan sonra önemi yok. Hayal kırıklığını dibine kadar yaşadığım bir yıldı.
Etrafımda bir sürü insan vardı ama yalnızdım. Bu lise yıllarım boyunca hiç peşimi bırakmamıştı. Şimdi de öyle oldu. Çünkü ben insanlardan daha farklı düşünüyoruım böyle olunca beni anlayan da olmuyor.

Ailelere gelirsek sınav senesinde çocuğunuza baskı kurmayın, rahat bırakın, deneme sonucun nasıl diye ilk sormayın. Önce nasılsın yavrum yorgun musun geç yemeğini ye falan gibi şeyler söyleyin. Benim ailem çok şükür hiç baskı kurmadılar. Gayet iyi davrandılar. Ama dediğim gibi bu sene yalnızsınız. Kimse sizi anlamayacak bu aileniz bile olsa. O yüzden birilerine laf anlatmak vaktinizi alıyorsa veya sizi üzüyorsa bırakın gidin. Ama aileler istisna tabi ki ;) onlarla zaten az görüşeceksiniz en azından konuştuğunuzda kısa bir bilgilendirme yapın.

Sınavın en kötü yanı bu toplumda sizin değerinizin sınavla ölçülmesi. Aslında böyle değil ama bir inanış var ve bunu yıkmak çok zor. Sanki sizin kaliteniz bir malmış gibi ölçülüyor. İyi bir üniversiteye yerleştiyse bu çocuk iyi deniyor. Kötüyse küçümseniyor. Ama kimse sizin ne yapıp yapamayacağınıza karışamaz. Ne olmak istiyorsanız çabalayın ve olun. Kimsenin sizi ezmesine müsaade etmeyin.

Senelerdir sınav sınav sınav diye bizi bıktırdılar. Yaşamamıza gençliğimizin tadını çıkarmamıza izin vermediler. Sınav diye öğreteceğinize önce insan olmayı öğretin. Sevgili saygılı hoşgörülü adaletli sorumluluk sahibi olmayı öğretin. Zaten çocuk kendisi ders çalışmak ister.

Keşke böyle olmasaydı, yarış atı gibi kullanılmasaydık. Keşke başarılı, başarısız, zeki, mal falan diye ayrıştırılmasaydık. İyi bir insan veya kötü olsa bile iyi olmak için çabalıyor denilseydi. Ama maalesef böyle değil dünya. Bu kapitalist sistemde ayakta kalabilmek, kimseye muhtaç olmamak için bu sınavda en iyisini yapmalıyız…

Buraya yazdıklarım hem size hem kendime tavsiyem. Yaptığım hataları tekrar yapmayım diye öğütlerim. Öğrendiğim şeyler. Falan filan. Buraya kadar okuduysanız gerçekten tebrik ediyorum. Umarım birilerine faydalı olurum. Hem çalışmaya başlar azimle devam eder hem de kendine güvenir inşallah onlar.

Eğer ki aklınıza takılan sormak istediğiniz bir şey olursa yoruma veya gmail adresime yazıp sorabilirsiniz. elimden geldiğince yardımcı olurum.



-AMARİL-


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...